وثيقة - ?????: ???? ???? ????? ?????? ??????? ?? ?????? ?? ?????!
Ýçindekiler
Türkiye
Kadýnlara yönelik gözaltýnda cinsel þiddete son!
Bölüm 1: Giriþ 1
Bölüm 2: Arka plan 3
Uluslararasý hukuk 7
Gereken özen 7
"Namus" nedir? 8
Tecavüz nedir? 10
Bölüm 3: Bir iþkence yöntemi olarak gözaltýnda cinsel þiddet ve tecavüz 12
Gözaltýnda cinsel þiddet 12
Bir iþkence yöntemi olarak tecavüz 14
Bölüm 4: Ýnsanlýk dýþý ya da onur kýrýcý muamele 16
Soyundurarak arama ve sorguda soyundurma 16
Bölüm 5: Ayrýmcýlýk biçimleri 18
Toplumsal cinsiyete dayalý ayrýmcýlýk 18
Etnik ayrýmcýlýk 19
"Bekaret kontrolü" 23
Kadýnlara yönelik cinsel þiddetin sonuçlarý 27
Bölüm 6: Kadýnlarýn adalete ulaþmasý 30
Cinsel þiddeti açýklamak ve polise bildirmek 30
Týbbi kanýt toplamak 33
Geciken ve yadsýyan adalet 35
Bölüm 7 : Sonuç 37
Bölüm 8 : Uluslararasý Af Örgütü’nün tavsiyeleri 38
Türkiye
Gözaltýndaki kadýnlara yönelik cinsel þiddete son !

Polisler, gözaltýnda cinsel þiddete maruz kalmýþ kadýnlar için çalýþan insan haklarý savunucusu Eren Keskin’e (ortada) "refakat"ediyorlar. Ýstanbul 2002 © Özel.
Bölüm 1: Giriþ
Türkiye genelinde kadýnlar hergün cinsel ve diðer fiziksel þiddetle karþý karþýya kalmaktadýr. Geldikleri sosyal ve kültürel yapý itibarýyla her kesimden kadýnlar güvenlik güçlerinin, tanýdýklarýnýn, hiç tanýmadýklarýnýn ve eþleri de dahil aile bireylerinin tacizine, saldýrýsýna ve tecavüzüne uðramaktadýr. Çarpýtýlmýþ ve çeliþik bir anlamlandýrmayla "namus"kavramý, cinsel saldýrýya uðrayan kadýnlarý susturmaya çalýþmak amacýyla kullanýlabilmektedir. Sonuç olarak, cinsel þiddet artmakta ve suçlular cezalandýrýlmadan eylemlerini sürdürmektedir. Kadýna yönelik þiddet, nedenleri ve sonuçlarýna dair Birleþmiþ Milletler Özel Raportörü, BM Ýnsan Haklarý Komisyonu’na sunduðu 1997 yýlý raporunda þunlarý söylemiþtir:
"Kadýnlara yönelik þiddetin açýk bir göstergesi olarak, tecavüz ve cinsel tacizi de içeren cinsel þiddet evrenseldir; devlet sýnýrlarýný ve kültürleri aþmakta, bütün ülkelerde ve bütün kültürlerde kadýnlara karþý aþaðýlama ve terör silahý olarak kullanýlmaktadýr. Kadýnlara yönelik þiddetin bütün biçimleri, cinselliklerini þiddet, korku ve sindirme yoluyla kontrol altýna alarak kadýnlara boyun eðdirmenin yöntemleri olarak iþ görmektedirler."(1)
Her ne kadar Türkiye’deki bütün kadýnlar þiddet riski altýnda olsalar da, Uluslararasý Af Örgütü, belirli ayrýmcýlýk kalýplarý nedeniyle devlet görevlilerinin þiddetine maruz kalma konusunda, özellikle güneydoðu bölgesinde yaþayanlar olmak üzere Kürt kadýnlarýn ve hükümet ya da ordu için kabul edilemez siyasi görüþlere sahip kadýnlarýn daha yüksek bir risk altýnda olduðundan kaygý duymaktadýr. Böyle bir þiddet, uluslararasý güvencelere de baðlanmýþ olan iþkence görmeme, insanlýk dýþý ve onur kýrýcý muameleye maruz kalmama hakkýnýn ihlalidir. Yaþadýklarýný anlatmaya cesaret eden kadýnlar adalet elde etmekte son derece zorluk çekmekte ve hem devlet, hem de toplum tarafýndan susturulmaktadýr.
Son 12 ay içinde Türkiye, iþkencenin ortadan kaldýrýlmasý amacýyla yapýldýðý belirtilen yasal reformlar gerçekleþtirmiþtir. Bununla birlikte, Uluslararasý Af Örgütü’nün "Ýþkence ve kötü muamelenin sistematik ve yaygýn kullanýmý hala devam ediyor" baþlýklý son raporunda da belgelendiði gibi(2), baþta polis merkezlerindeki Terörle Mücadele birimleri ile güneydoðu bölgesinde olmak üzere, iþkence hala sistematik biçimde kullanýlmaktadýr. Üstelik, bu raporda yer alan son vakalar, iþkencecilerin tekniklerini deðiþtirdiklerini ve gözaltýna alýnan kadýnlara cinsel þiddet uygulamaya devam ettiklerini göstermektedir. Türkiye’nin iþkenceyi önleme ve yasaklama konusundaki uluslararasý yükümlülüklerine uygun olarak sorumluluklarýný yerine getirmesini saðlamak için, birlikte ve koordineli hareket edilmesi gerekmektedir. Bu raporda deðinilen vakalara ek olarak Uluslararasý Af Örgütü’nün araþtýrmasý, kadýnlarýn sorgu sýrasýnda çýrýlçýplak soyulmasý uygulamasýnýn, özgürlüklerinden mahrum býrakýlmýþ kadýnlara yönelik insanlýk dýþý ve onur kýrýcý bir muamele olarak rutin bir þekilde sürdüðünü ortaya çýkarmaktadýr. Uluslararasý Af Örgütü, devlet görevlilerince kadýnlara yönelik þiddet suçu iþlendiðinde, ayný zamanda bu þiddete göz yumulduðuna dair açýk bir mesajýn gönderildiði ve bütün kadýnlarý riske atan bir ayrýmcýlýk kültürünün teþvik edildiði kaygýsýný taþýmaktadýr.
Uluslararasý Af Örgütü bu raporun yazýmýnda, devlet görevlileri tarafýndan rutin bir þekilde erkeklere yönelik olarak yapýlan cinsel iþkenceyi gözardý etmemektedir. Uluslararasý Af Örgütü, onlarca yýldýr Türkiye’deki hapishaneler ve polis karakollarýndaki erkeklere yönelik anal tecavüz uygulamalarýný belgelemektedir. Uluslararasý Af Örgütü’ne gelen son bilgiler, diðer cinsel þiddet yöntemleri devam etmekle birlikte þu an erkeklere yönelik cinsel þiddetin en yaygýn biçiminin hayalarýn sýkýlmasý olduðunu göstermektedir. Ne var ki, bu raporun konusu kadýnlara karþý uygulanan cinsel þiddettir. Rapor, devlet aktörleri tarafýndan iþlenen þiddet üzerinde odaklanmaktadýr, ancak, devletin kadýnlarý cinsel þiddetin diðer faillerinden koruma sorumluluðunu da ele alacaktýr. Yine rapor, devletin uyguladýðý ayrýmcýlýk kalýplarýnýn þiddete nasýl katkýda bulunabildiðini ve kadýnlara yönelik cinsel þiddetin sonuçlarýný nasýl katmerleþtirdiðini inceleyecektir. Keza, devletin tazminat saðlamadaki yetersizliðini de gözden geçirecektir.
Bu rapor, Uluslararasý Af Örgütü’nün Haziran ve Eylül 2002’de Türkiye’ye yaptýðý ziyaretleri de içeren araþtýrmalarýna dayanmaktadýr. Türkiye’de iþkenceyle mücadele amacýyla olduðu bildirilen adýmlar atýlýrken, Uluslararasý Af Örgütü, kadýnlara yönelik olarak devlet ve toplum tarafýndan uygulanan þiddeti besleyen mekanizmalarýn kalýcý biçimde ortadan kaldýrýlmasýný saðlamak ve cinsel þiddete maruz kalmýþ kadýnlarýn korunma, tazminat ve telafi haklarýný elde edecekleri mekanizmalara eriþimlerini güvenceye almak için çaba göstermektedir. Uluslararasý Af Örgütü bu raporu hazýrlarken, bazýlarý açýkça konuþmakla birlikte, çoðu "namus", devlet baskýsý, ayrýmcýlýk veya dýþlanma korkusu nedeniyle cinsel þiddete karþý seslerini yükseltmekte zorlanan kadýnlarla birlikte çalýþmýþtýr. Bu raporda yer alan vakalarýn maðdurlarýndan bazýlarýnýn isimleri, kendi arzularý doðrultusunda açýklanmamýþtýr – tüm isimler Uluslararasý Af Örgütü’nün bilgisi dahilindedir.
Bölüm 2: Arka plan
Türkiye, kadýn haklarýnýn geliþtirilmesi ve korunmasýnda ümit verici bir erken baþlangýç yaptý. Türkiyeli kadýnlar 1930’da, Cumhuriyetin kurulmasýndan 7 yýl sonra ve Avrupalý hemcinslerinin bir çoðundan daha önce seçme hakkýný elde etti. Son dönemde gerçekleþen önemli geliþmeler arasýnda, 1998 tarihli "Ailenin Korunmasý Hakkýnda Kanun" da bulunmaktadýr. Bu yasanýn çýkartýlmasý, kadýnlarýn kendi aileleri ve topluluklarý önündeki haklarýnýn korunmasýna yönelik önlemler için çabalayan kadýn haklarý savunucularýnýn onyýllardýr ýsrarla ve býkýp usanmadan yaptýklarý lobi çalýþmasý sayesinde baþarýlmýþtýr. Yasa, þiddet kullanan erkeklerin evlerine yaklaþmalarýný yasaklayan adli hükümler içermekte ve artýk erkeði "ailenin reisi"olarak tanýmlamamaktadýr. Ne var ki, tüm bu önemli geliþmelere raðmen Uluslararasý Af Örgütü, Türk hükümetinin kadýnlarýn haklarýný korumak, saygý göstermek ve uygulamaya geçirmek konusundaki yükümlülüklerini hala tam olarak yerine getirmemiþ olmasýndan kaygý duymaktadýr.
Tüm dünyadaki kadýnlar gibi Türkiye’deki kadýnlar da þiddete uðrama riski altýndadýrlar. Bu kadýnlarýn büyük çoðunluðu saldýrý, dayak ve aþaðýlanma gibi fiziksel ve psikolojik þiddete maruz kalmaktadýr. Kendi ya da eþlerinin aile bireylerinden bu tip tacizler gördüðünü bildiren çok sayýda kadýn olmakla birlikte, kadýnlarýn çoðu bu tür þiddeti kendi eþlerinden görmektedir. Yine þiddet gören kadýnlarýn çoðunluðu bunun ya sýk sýk ya da sürekli olduðunu ifade etmektedir. Yapýlan araþtýrmalarda, saðlýk ve diðer uzmanlarýn çoðu, aile içi þiddeti kadýn ve erkek arasýndaki özel bir mesele olarak gördüklerini açýklamakta ve kesinlikle müdahale etmeyeceklerini belirtmektedirler. Kocalarýndan dayak yediðini bildiren kadýnlarýn çoðunluðu, sonrasýnda cinsel iliþkiye girmeye zorlanmaktadýr.(3)Bir araþtýrma da, görüþülen kadýnlarýn yarýdan fazlasýnýn evlilik içi tecavüze uðradýðý ortaya çýkmýþtýr.(4)Evlilik içi cinsel þiddet oldukça yaygýndýr, ancak, evlilik içi tecavüzün halen Türk Ceza Yasasý’nda suç sayýlmamasý örneðinde olduðu gibi, yasal olarak cezalandýrýlmamaktadýr. Türkiye’de bazý kadýnlar, kendi arzularý dýþýnda evlenmeye zorlanmaktadýr. Örneðin bir kadýn, diðer nedenlerin yaný sýra, tecavüze uðradýðýndan dolayý ya tecavüzcüsüyle ya da bir baþkasýyla evlenmeye zorlanabilmektedir. Bir insan haklarý savunucusu, Türk yasalarýnda yer alan, tecavüz eden bir erkeðin kurbanla evlenmesi durumunda cezasýnýn tecil edilmesiyle ilgili koþulu alaycý bir biçimde, "Hollywood usulü mutlu son"olarak tanýmlamýþtýr.
Cins ayrýmcýlýðý oldukça yaygýndýr. Araþtýrmalar, kýz çocuklara oranla erkek çocuklarýn ilköðretimden sonra eðitime devam etme olasýlýðýnýn daha fazla olduðunu(5), ayrýca okul kitaplarýnýn, erkeklere liderlik, kadýnlara ise ev iþleri rollerini biçen toplumsal cinsiyet kalýplarýný pekiþtirdiðini ortaya çýkarmaktadýr.(6)Kadýnlar, kendi eþlerini seçememede olduðu gibi(7)sosyal ayrýmcýlýkla; erkeklerin daha yüksek maaþ almasý ile tüm mülklerin % 92’sine ve GSMH’nýn yaklaþýk % 90’a sahip olmasýnda olduðu gibi ekonomik ayrýmcýlýkla; ve siyasette temsil eksikliðiyle karþý karþýyadýrlar. Kasým 2002 seçim sonuçlarýna göre mecliste 24 kadýn (% 4,3) bulunacaktýr.
Uluslararasý kurumlar, kadýnlarýn içinde bulunduklarý toplumda ayrýmcýlýða uðramaya devam etmesinin þiddet eylemlerine karþý onlarý sýk sýk korunmasýz býraktýðýný kabul etmektedir. BM Ekonomik ve Sosyal Konsey, cinsel þiddetin "yaygýn olduðunu ve gelir, sýnýf ve kültür farký gözetmediðini,… kadýna yönelik þiddetin toplumdaki eþitsiz statüden kaynaklandýðýný"kabul etmiþtir.(8)
Uluslararasý topluluk kadýnlara eþit hak tanýnmamasýnýn, gözaltýnda ve evde þiddeti pekiþtirdiðini kabul etmektedir. Her ne kadar Kadýnlara Karþý Her Türlü Ayrýmcýlýðýn Önlenmesi Sözleþmesi’nde (Kadýn Haklarý Sözleþmesi) – Türkiye tarafýndan 1985’te çekincelerle(9)onaylanmýþtýr-, cinsiyet iliþkilerine dayalý þiddet konusu açýk ve net bir þekilde düzenlenmemiþ olsa da, Sözleþme’nin birçok ana hükmünün temelini bu konu oluþturmaktadýr. Kadýn Haklarý Sözleþmesi’nin taraf devletlerce uygulanmasýný izlemekten sorumlu bir uzman kurul olan Kadýnlara Karþý Her Türlü Ayrýmcýlýðýn Önlenmesi Komitesi’nin 19 Sayýlý Genel Tavsiye’sinde, bir kadýna yönelik þiddetin onun uluslararasý düzeyde tanýnmýþ insan haklarýnýn ihlali olacaðý yinelenmiþtir.(10)1995’te Pekin’de toplanan 4. Dünya Kadýn Konferansý’nýn Eylem Platformu’nda bu, açýk bir þekilde þöyle ifade edilmiþtir:
"kadýnlara yönelik þiddet kadýnlarýn insan haklarýný ve temel özgürlüklerini kullanmalarýný hem bozmakta, hem de zayýflatmakta ya da deðersiz hale getirmektedir. Kadýnlara yönelik þiddet meselesinde bu hak ve özgürlüklerin korunmasý ve yaygýnlaþtýrýlmasýnda uzun süreli bir baþarýsýzlýk, bütün Devletlerin ele almasý gereken bir konudur."(11)
Komite, 19 No.lu Genel Tavsiyesinde þöyle demektedir:
"ayrýmcýlýðýn tanýmý, toplumsal cinsiyete dayalý þiddeti, yani, bir kadýna sýrf bir kadýn olduðu için yöneltilen ya da oransýz bir þekilde kadýnlarý etkileyen þiddeti içerir. Fiziksel, zihinsel veya cinsel hasar veya eziyet veren davranýþlar, bu tür davranýþlarda bulunma tehditleri, baský ve diðer özgürlüðünden mahrum býrakma biçimleri de buna dahildir."
19 Sayýlý Genel Tavsiye’de ayrýca, "toplumsal cinsiyete dayalý þiddetin Sözleþme’nin belli hükümlerini, bu hükümler açýkça þiddetten söz etmese bile ihlal edebileceði" belirtilmektedir.
Kadýn Haklarý Sözleþmesi taraf devletleri, özel kiþi veya kurumlar tarafýndan iþlenenler de dahil, kadýnlara yönelik ayrýmcýlýðý engellemek ve kadýnlarý korumak için önlemler almakla yükümlü saymaktadýr. Devletin, bu tip uygulama ve ihlallere karþý koruma saðlamada ya da bu tip ihlallerin sorumlularýný adalet önüne çýkarmada ve maðdurlar için tazminat saðlamada yetersiz kalmasý, bu Sözleþmeye ve diðer uluslararasý insan haklarý anlaþmalarýna karþý yükümlülüklerini ihlal etmesidir.(12)
29 Ekim 2002’de Türkiye, Uluslararasý Af Örgütü’nün memnunlukla karþýladýðý bir adým atarak, Kadýnlara Karþý Her Türlü Ayrýmcýlýðýn Önlenmesi Sözleþmesi Ek Ýhtiyari Protokolü’nü onayladý. Bu suretle kadýnlara, Kadýn Haklarý Sözleþmesi’nde belirtilen haklarýnýn ihlali durumunda uluslararasý düzeyde bir giderim talebi yolu sunmuþ oldu. Özellikle de Türkiye, Kadýnlara Karþý Her Türlü Ayrýmcýlýðýn Önlenmesi Komitesi’nin, Sözleþme ile koruma altýna alýnmýþ haklarýnýn ihlal edildiðini iddia eden birey ve gruplarýn þikayetlerini kabul ve inceleme yetkisini tanýdý. Protokol ayný zamanda Komite’ye, bir taraf devletin Kadýn Haklarý Sözleþmesi’nde güvence altýna alýnmýþ haklarý aðýr ya da sistematik bir þekilde ihlal ettiðine dair güvenilir bilgi almasý durumunda gizli bir araþtýrma baþlatmaizni de vermektedir.(13)
Kadýnlara karþý ayrýmcýlýk ile cinsel saldýrý birbiriyle baðlantýlýdýr. Uluslararasý Af Örgütü, devleti temsil eden kiþilerin ayrýmcý tavýrlar takýnmalarýnýn, sadece kadýn haklarýnýn desteklenmesinden beklenen sonucu epeyce sekteye uðratmakla kalmadýðýndan, bunun ayný zamanda kadýnlara yönelik þiddete de katkýda bulunabildiðinden kaygý duymaktadýr. Kadýnýn deðerini düþüren ayrýmcýlýk, kadýnlara yönelik þiddeti gerçekte olduðundan daha önemsiz gibi gösterme etkisine sahiptir. Türkiye’de, bir dizi meslek grubundakilerin tecavüze bakýþlarý üzerine yapýlan bir araþtýrma, genel olarak polisin, maðdurlarla çalýþan diðer gruplardan daha fazla tecavüzle ilgili yanlýþ kanýlara sahip olduðunu ortaya çýkarmýþtýr. Bu yanlýþ kanýlar arasýnda, kadýnlarýn görünüþ ve hareketlerinin tecavüze uðramalarýnda etkili olduðu; her kadýna tecavüz edilemeyeceði; eðer kadýn daha önce cinsel iliþkiye girmiþ olduðu biri tarafýndan tecavüze uðramýþsa, bunun daha az ciddi olduðu; ve seks iþçisi olan birinin tecavüze uðradýðý iddiasýna þüpheyle yaklaþýlmasý gerektiði gibi inanýþlar da bulunmaktadýr.(14)
Uluslararasý Hukuk
Kadýna yönelik þiddeti yasaklayan uluslararasý insan haklarý standartlarý, Avrupa Ýnsan Haklarý ve Temel Özgürlüklerin Korunmasý Sözleþmesi (ECHR), Ýþkenceye ve Diðer Zalimane, Ýnsanlýk Dýþý veya Onur Kýrýcý Muamele ya da Cezaya Karþý Sözleþme, Kadýnlara Karþý Her Türlü Ayrýmcýlýðýn Önlenmesi Sözleþmesi ve Çocuk Haklarý Sözleþmesi de dahil,Türkiye’nin onayladýðý çok sayýda sözleþmeyi kapsamaktadýr ve bu bakýmdan Türkiye, bu sözleþme hükümlerini yerine getirmek konusunda hukuksal bir yükümlülük altýndadýr.
Türk hukuk sistemi bu yükümlülükleri kabul etmektedir. 1991’de Türkiye’nin en üst derece idari yargý organý olan Danýþtay, uluslararasý anlaþmalarýn Türk ulusal yasalarýndan hiyerarþik olarak daha üstün olduðunu ve kiþilerin uluslararasý hukuka tabi olduðunu belirtmiþtir. Danýþtay ayrýca, Türkiye gibi Avrupa Ýnsan Haklarý ve Temel Özgürlüklerin Korunmasý Sözleþmesi’ne taraf devletlerin, Sözleþme’yle korunan haklarý kendi vatandaþlarýna saðlama yükümlülüðü üstlendiklerine hükmetmiþtir.(15)
Uluslararasý insan haklarý sözleþmeleri salt devletlerin idaresini düzenlemek ve devlet iktidarýnýn kullanýmýna sýnýrlamalar getirmekle kalmaz; ayný zamanda devletlerin, özel kiþilerden kaynaklanan insan haklarý ihlallerini önlemek için harekete geçmelerini de gerektirir. Uluslararasý hukuk uyarýnca devletlerin, tecavüzü önleme ve yasaklama konusunda kesin önlemler alma ve örneðin, nerede gerçekleþtiðine ve failin bir devlet görevlisi, bir eþ ya da tamamen yabancý biri olup olmadýðýna bakmaksýzýn tecavüz vakalarýna tepki verme sorumluluðu bulunmaktadýr.
Gereken özen
Yurttaþlarýný devlet görevlilerinin iþkencesinden koruma yükümlülüðüne ek olarak Türkiye’nin, uluslararasý hukuka göre kadýnlarýn kendi evleri ve toplumlarýnda þiddete uðramamasýný saðlama gibi bir yükümlülüðü de bulunmaktadýr. Bu yükümlülükler, sadece þiddete karþý ve þiddeti suç sayan yasalar çýkarmakla sýnýrlý deðildir; bununla birlikte devletin, kendi görevlilerini eðitmek ve kadýn haklarýný korumaya yönelik pratik politikalar ile mekanizmalarý kabul etmek gibi geniþ kapsamlý tedbirler almasýný da gerektirir. Bu tedbirler salt cezai yaptýrýmlar, tazminata yönelik sivil çare ve yollar gibi hukuksal tedbirleri deðil, kamusal bilgilendirme ve eðitim programlarý gibi önleyici tedbirler ile þiddete maruz kalmýþ kadýnlar için sýðýnma evlerinin ve hizmetlerin saðlanmasý gibi koruyucu tedbirleri de içermelidir.
Gereken özen kavramý, bir devletin, haklarýnýn devlet dýþý aktörler tarafýndan ihlal edilmesine karþý bireyleri koruma sorumluluðunu yerine getirmek için üstlenmek zorunda olduðu çabanýn baþlangýcýný tanýmlar. Kadýnlara yönelik þiddete dair Özel Raportör, "her hangi bir kiþiyi kendi insan haklarýndan mahrum eden özel aktörlere karþý koruma saðlamada sistematik olarak yetersiz kaldýðý takdirde devletin suç ortaðý sayýlabileceði"ni kabul etmektedir.(16)Gereken özen, ihlalleri önlemeye dönük etkin adýmlar atmayý, bir ihlal meydana geldiðinde bunu soruþturmayý, failleri araþtýrmayý ve adil yargýlama usulleri içinde onlarý adalet önüne çýkarmayý, tazmin ve düzeltme de dahil, uygun telafi saðlamayý içerir. Þiddetin herhangi bir biçimine maruz kalmýþ kadýnlarýn hukuksal mekanizmalara eriþebilmelerini saðlamaya ek olarak devlet, hukukun onlarýn ihtiyaçlarýný en iyi þekilde karþýlayabilmesini de saðlamak zorundadýr.
"Namus" nedir?
Cinsel saldýrýya uðramýþ kadýnlar, tecavüzün fiziksel ve psikolojik etkilerinin yaný sýra ölüm, daha fazla þiddet, zorla evlendirilme ve yaþadýklarýndan dolayý aileleri veya toplumlarýndan dýþlanma riskiyle de karþý karþýyadýr. "Namus"kavramý Türkiye’de, harekete geçmemenin bir bahanesi ve sözde onlarý korumak adýna cinsel þiddet maðdurlarýný susturmanýn bir yolu olarak kullanýlmaktadýr. Gizlilik ve müdahale etmeme cinsel þiddeti "mahrem"kýlarken, devlet de kadýnlarýn haklarýný korumayarak onlara karþý cinsel þiddet suçu iþlemeye ve bu suçu hoþgörmeye devam etmektedir.
r
"Kartlarýn, mektuplarýn hepsi ayný þeyi söylüyorlar:
‘Cesaretin bize de cesaret veriyor.’
‘Utanmasý gereken sen deðilsin, bunu yapanlar.’
‘Onurlu bir adým attýn.’
‘Sen bizim onurumuzsun.’
Bunun gibi onlarca kart ve mektup.
Ailem, eþimin ailesi yalnýz býrakmadý hiç. Baþýndan itibaren sahiplendiler, kayýnvalidem, ‘bu da iþkence deðil mi’ dedi. Görümcem, ‘bu da iþkencenin bir biçimi’ dedi. En çok babamdan korkuyordum. Bir daha, kýzým demeyecek, ziyaretime gelmeyecek diye. Babamsa ‘þubeye geldiðim zaman neden anlatmadýn’ dedi. Bir görüþ gününde olanak oldu, babama sarýlma imkaný yakaladým, alnýmdan öptü beni.
Onlar için temizdim. Namusuma dokunulmamýþtý. Bu beni rahatlatýyor. Ama ayný zamanda sorgulamaya, yüzleþmeye zorluyor. Ben namus kavramýna takýlmýþtým bir kere.
Neydi ‘namus’?"
Asiye Güzel Zeybek(17)
Türkçe’de namus anlamýnda birçok sözcük vardýr. En fazla kullanýlanlar namusve þereftir. Kadýn ve erkeklerin namusu vardýr. Kiþiler –çoðunlukla da kadýnlar- uygun bir þekilde hareket ettiklerindenamustemiz olabilir, aksi takdirde lekelenebilir. Kadýn aile üyelerini öldüren katiller cinayeti iþlediklerinde‚ "namuslarýný temizlediklerini"söylerler. Yalnýzca erkekler, ayný zamanda namus anlamýna gelen ve kamusal alandaki sosyal statü ve görünürlük olarak da algýlanan þerefe sahiptir. Bir erkeðin namusu çoðunlukla kendisinin ve akrabalarýnýn davranýþlarý tarafýndan belirlenir. Bir kadýnýn namusu her þeyden önce cinselliðiyle, fiziksel görünüþüyle ve davranýþlarýyla tanýmlanýr. Ýddiaya göre erkekler namusu, annelerinin, eþlerinin, kýzlarýnýn ve kýzkardeþlerinin cinsel "masumiyeti" ile elde ederler.
"Aile baðlarýnýn çok güçlü ve geniþ ailenin birey üzerinde hakim olduðu… bir kültürde… kadýnlarýn evlenmeden önceki saflýðý sadece bireysel bir tercih deðil, bir aile meselesidir. Bu nedenle kadýnlarýn bedenleri ailenin kontrolündedir. Kadýnlarýn bekareti kiþisel bir sorun deðil, sosyal bir olgudur."(18)
Bu inanýþ sistemini benimseyen topluluklarda yaþayan kadýnlar, cinsel þiddete karþý serbestçe konuþmakta oldukça zorlanýrlar. "Gizli"tutulmasý gereken konularý mevzu etmelerinden dolayý "utanýlacak biri"gibi görülürler ve belki de, kendi arzularý dýþýnda baþlarýna gelmiþ olmasýna raðmen sýrf cinsel saldýrýlarý ifþa ettikleri için kendilerine suçlu gibi bakýlabilir, bu töhmet bir biçimde yine kadýnýn üstünde kalýr. Kiþiler, atfedilen bu töhmetle hemfikir olmasalar bile, kamuoyunun zorlamasý kendi kiþisel görüþlerinden daha baskýn olabilir. Böylesi durumlarda diðerlerinin hoþnutsuzluðu, örneðin, "aile namusunu temizlemeyen"bir dükkan sahibinin müþterilerini kaybedebilmesindeki gibi, tüm ailenin geçimini etkileyebilir.
Bununla birlikte, "namus"kavramý sadece bir inanç sistemi deðildir. Yasal düzenlemeler yüzünden kadýnlarýn hayatlarýný belirgin biçimde etkilemektedir. Türk Ceza Yasasý, kadýnlara yönelik cinsel þiddet içeren suçlarý, "kiþilere karþý cürümler"baþlýðý altýnda sýnýflandýrýlmýþ kiþiye yönelik diðer saldýrý biçimlerinin aksine, "kamu adabý ve aile düzeni aleyhine cürümler"olarak tanýmlayan bir þekilde düzenlenmiþtir. Bu taným, halen mecliste görüþülmeyi bekleyen ceza yasasý taslaðýnda da aynen korunmuþtur. Uluslararasý Af Örgütü bu sýnýflandýrmanýn, bir kadýnýn cinsel saldýrýya uðramasý durumunda kiþinin deðil, ailenin veya içinde yaþadýðý topluluðun yanlýþ yapýlan taraf olarak tanýmlanmasý ve ailenin veya topluluðun "namus"unun zarar gördüðünün farzedilmesi gibi bir sonucunun bulunmasýndan kaygý duymaktadýr. Bu durum, kadýnlarýn fiziksel ve psikolojik bütünlüðünün yasalar önünde daha az göze görünür olmasýna neden olmaktadýr.
"Namus"un bu anlamý dikkate alýndýðýnda, devlet görevlilerinin kadýnlara yönelik cinsel þiddet uygulamasý özellikle haksýzdýr. Devlet görevlileri tarafýndan kadýnlara cinsel saldýrýda bulunulduðunda, "namus"devlet tarafýndan taciz edilmektedir. Bir topluluðun, cinsel "saflýklarý"yla temsil edilen kendi kadýnlarýnýn "namus"una düþkünlüðü, devlet görevlilerinin muhalefeti kontrol edebileceði bir araç haline gelmektedir. Zira, kadýna iþkence yapýlmasý ve aþaðýlanmasý, kadýna, ailesine, ait olduðu gruba ve topluluða saldýrmanýn bir yoludur. Ayný þekilde kadýnlar, tecavüze uðradýðý, evlilik dýþý iliþkiye girdiði, kendi eþini seçtiði, erkeklerle konuþtuðu, onlar için radyoda þarkýlar çalýndýðý veya sinemaya gittiði için evlerine kapatýldýklarýnda, dýþlandýklarýnda ve hatta öldürüldükleride de "namus", aile ve topluluk tarafýndan ihlale uðramaktadýr. Sözde "namus" cinayetlerinin, yani ailenin namusunu temizlemek için kadýný öldürmenin namuslu olmakla en ufak bir iliþkisi yoktur. Bunlar, kadýnlara karþý zaten varolan adaletsizliði daha da arttýran þiddet fiilleridir.
Tecavüz nedir?
Tecavüz, kadýnlarý oransýz biçimde etkileyen bir þiddet, hükmetme ve zorlama suçudur. Tecavüz, aðýr fiziksel ve zihinsel acýlara yol açar, failin yaptýðý kasýtlý bir harekettir ve kurbaný sindirmek, aþaðýlamak veya onurunu kýrmak niyetiyle gerçekleþtirilen ayrýmcý bir fiildir. Silahlý çatýþmalar sýrasýnda sistematik tecavüz, cinsel kölelik ve kölelik benzeri uygulamalara dair Özel Raportör tecavüzü þöyle tanýmlamaktadýr: "zor, baský veya cebir koþullarý altýnda, penisi de içeren, ancak penisle sýnýrlý olmayan herhangi bir objeyi kurbanýn vajina veya anüsüne sokmak; veya zor, baský veya cebir koþullarý altýnda penisi kurbanýn aðzýna sokmak." (19)Bununla birlikte, uluslararasý hukukta tecavüzün tanýmýnýn formüle edilmesinde, "tecavüz suçunun ana öðelerinin, vücudun belli bölgelerinin mekanik bir þekilde tanýmlanmasýyla sýnýrlý tutulamayacaðý"hususunun gözönünde bulundurulmasý gerektiði de kabul edilmektedir.(20)
23 yaþýndaki H.T., yasadýþý bir örgütün üyesi olduðu þüphesiyle 8-11 Mart 2002 tarihleri arasýnda Ýstanbul Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi’nde gözaltýnda tutuldu. Ýddiaya göre, gözaltý sýrasýnda vajinasýna yüksek basýnçlý su sýkma, çýrýlçýplak soyma, üzerine tükürme ve dýþký içinde oturmaya zorlama gibi yöntemlerle iþkence yapýldý. Yapýlan muameleyle ilgili olarak Ýstanbul Fatih Savcýlýðý’na resmi þikayette bulunuldu ve avukatlarý, H.T.’nin hapishaneden çýkarýlarak psikolojik tedavi görmesini talep ettiler.
Uluslararasý hukuk sözleþmelerindeki düzenlemelerde açýk ve net bir tecavüz tanýmý bulunmamaktadýr. Bununla birlikte, Avrup Ýnsan Haklarý ve Temel Özgürlüklerin Korunmasý Sözleþmesiile uluslararasý ceza mahkemelerinin tüzükleri de dahil bir dizi uluslararasý sözleþmede tecavüz ve diðer aðýr cinsel saldýrýlar zýmni olarak yasaklanmýþtýr. Uluslararasý Ruanda Ceza Mahkemesitecavüzü þöyle tanýmlamýþtýr: "(tecavüz), zorlama içeren koþullar altýnda bir kiþiye yapýlan cinsel nitelikte fiziksel bir saldýrýdýr. Tecavüzü de içeren cinsel þiddet, bir kiþiye zorlama içeren koþullar altýnda yapýlan her türlü cinsel nitelikli eylem olarak deðerlendirilir."(21)Tecavüz, Uluslararasý Ceza Mahkemesi Tüzüðü’nde de, hem bir savaþ suçu hem de insanlýða karþý iþlenen bir suç olarak, açýk ve net bir biçimde yasaklanmýþtýr.
Uluslararasý Ceza Mahkemesi Tüzüðü Suçun Unsurlarý metninin tamamlanmýþ taslaðýnda tecavüz için aþaðýdaki tanýmlar önerilmektedir:
1. Fail, ne kadar hafif olursa olsun, cinsel bir organla kurbanýn ya da kendi bedeninin herhangi bir bölümüne, ya da herhangi bir nesne veya bedenin bir baþka organýyla kurbanýn anal veya genital açýklýðýna duhul ile sonuçlanan davranýþta bulunmak suretiyle bir kiþinin vücudunu ele geçirmiþtir.
2. Saldýrý, bu kiþiye veya bir baþkasýna karþý zorla ya da zor kullanma tehditi veya þiddet, zorlama, gözaltý, psikolojik baský veya yetki suistimali korkusunun yol açacaðý baskýyla, ya da zor kullanýlabilecek bir ortamdan faydalanmak suretiyle, ya da gerçekten rýza gösterebilmesi mümkün olmayan bir kiþiye karþý gerçekleþtirilmiþtir.(22)
Bununla birlikte, halen yürürlükte olan Türk Ceza Yasasý’nda tecavüz tanýmý Türk Yargýtayý tarafýndan, vajinaya penis marifetiyle duhul veya kadýn veya erkeðe penis marifetiyle anal tecavüz olarak yorumlanmaktadýr. Bu taným ve ilgili yorum halen mecliste görüþülmeyi bekleyen ceza yasasý taslaðýnda da aynan korunmuþtur. Bu tecavüz tanýmý, uluslararasý insancýl ve insan haklarý hukukunda zýmnen kabul görmüþ tecavüz tanýmlarýyla karþýlaþtýrýldýðýnda son derece sýnýrlýdýr. Örneðin, bir yabancý maddeyle tecavüz ile zorla oral seks tecavüz olarak tanýmlanmamakta ve kadýnlar tecavüz faili olarak görülmemektedir.
Uluslararasý Af Örgütü, ulusal yasa ve içtihatlarda tecavüzün daha kapsamlý bir þekilde tanýmlanmasý ve bir dizi aðýr cinsel saldýrýnýn uygun bir biçimde cezalandýrýlmasýný talep etmektedir. Yürürlükteki yasalar, bu dar taným içine girmeyen çok çeþitli cinsel suçlar için daha hafif cezalar öngörmektedir. Daha kapsamlý bir tecavüz tanýmýnda, kadýnýn rýzasýnýn olmadýðý iddiasýný doðrulamayý hedeflerken psikolojik baský ve zorlama unsurlarý gözardý edilmemelidir.
Bölüm 3: Bir iþkence yöntemi olarak gözaltýnda cinsel þiddet ve tecavüz
Gözaltýnda cinsel þiddet
Uluslararasý Af Örgütü’ne, Türkiye’de polisde gözaltýnda bulunan kiþilere cinsel saldýrý yapýldýðý yönünde bilgiler gelmeye devam etmektedir. 2000 yýlýnda yayýnlanan bir çalýþmada, aðýrlýklý olarak Kürt nüfusun bulunduðu güneydoðu bölgesindeki kadýnlarýn % 2’sinin güvenlik güçlerinin cinsel saldýrýsýna maruz kaldýðý bildirilmiþtir.(23)Misilleme, dýþlanma veya zorla evlendirilme korkusundan dolayý kadýnlarýn bu tip ihlalleri bildirmekten kaçýnmalarý nedeniyle bu rakamýn daha da fazla olmasý mümkündür. Uluslararasý Af Örgütü’ne gelen raporlar, gözaltýna alýnan kadýnlarýn sýklýkla, polis nezarethanesindeki sorgu sýrasýnda veya hapishanelerde erkek polisler tarafýndan çýrýlçýplak soyulduðunu belirtmektedir. Uluslararasý Af Örgütü’ne ulaþan raporlar ayrýca, devlet güvenlik güçlerinin cinsel þiddetine uðradýðýný bildiren kadýnlarýn çoðunluðunun Kürt ya da ordu veya hükümet için kabul edilemez siyasi görüþlerini dile getiren kadýnlar olduðunu göstermektedir. Kadýnlar bazen kocasý veya bir aile bireyinin gözü önünde cinsel þiddete uðramaktadýr. Görüldüðü kadarýyla bu, kadýnýn kocasý veya aile bireyini "itiraf"a zorlamanýn ya da "namus"kavramýndan alaycý bir biçimde faydalanarak, ailesini ve topluluðunu küçük düþürmenin bir yolu olarak kullanýlmaktadýr.
Bir siyasi mahkumun eþi ve 5 çocuk sahibi bir Kürt kadýný olan 37 yaþýndaki Hamdiye Aslan5 Mart 2002’de, Mardin’in Kýzýltepe ilçesinde gözaltýna alýnarak 7 Mart 2002’ye kadar Mardin Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi’nde tutuldu. Bildirildiðine göre, gözaltýnda bulunduðu süre boyunca gözleri baðlandý ve tehdit edildi. Türkçe bir kelime kullandýðýnda alay edildi ve polis tarafýndan, "Türkçe konuþamadýðýný sanýyordum"denilerek yalancý olduðu söylendi. Bildirildiðine göre, havalandýrma cihazýndan soðuk hava üflenirken polis memurlarý üzerine soðuk su döktü. Ýddia edildiðine göre çýrýlçýplak soyuldu ve bir copla anal tecavüze uðradý. Tabiplerin baðlý olduðu baðýmsýz bir örgüt olan Türk Tabipler Birliði, Hamdiye Aslan’ýn iþkence görmediðini belirten raporlar yazan iki doktor aleyhine iþlem baþlattý. Hamdiye Aslan’da, kötü muameleyle tutarlý yara berelerin bulunduðunu bildiren diðer bir doktor ise sonradan baþka bir ile tayin edildi. Hamdiye Aslan 23 Mayýs 2002 tarihinde mahkeme tarafýndan tahliye edilinceye dek Mardin Kapalý Cezaevi’nde tutuldu. Gördüðü muameleyle ilgili olarak yaptýðý þikayetin ardýndan aldýðý baþka týbbi raporlar, iþkence iddialarýna uygun yaralarýn varlýðýný tesbit ediyordu. Mardin Savcýsý, Hamdiye Aslan’a iþkence yaptýðý iddia edilen beþ polis memuru hakkýnda soruþturma baþlattý.
Gazeteci Yüksel Bulut7 Nisan 2002’de Gaziantep’te gözaltýna alýndý ve bildirildiðine göre polis karakolunda derhal gözleri baðlandý. Ýleri sürüldüðüne göre, bundan þikayetçi olunca dövüldü. Ýddia edildiðine göre, gözaltýna alýndýðý karakolda kayda geçirilmedi. Uluslararasý Af Örgütü’ne, sorgu sýrasýnda çýrýlçýplak soyulduðunu, hakarete uðradýðýný, ölümle tehdit edildiðini, dövüldüðünü ve saçlarýnýn çekildiðini, basýnçlý soðuk su sýkýldýðýný ve cinsel saldýrýya uðradýðýný söyledi. Ayrýca, çýplakken fotoðrafýnýn çekildiðini düþünmektedir. O sýrada gözleri baðlý olduðu için bundan kesin olarak emin olmasa da, "çek"diye bir ses ve deklanþör sesini andýran bir baþka ses duyduðunu belirtti. Yüksel Bulut’un savcýlýða yaptýðý þikayet, takipsizlik kararýyla sonuçlandý.(24)
"Zeynep",(25)29 Temmuz 2001’da polis tarafýndan gözaltýna alýnarak, iki günden fazla Ýstanbul Terörle Mücadele Þubesi’nde tutuldu. Bildirildiðine göre, polis arabasýndayken hakarete uðradý ve tecavüzle tehdit edildi. Anlatýldýðýna göre, gözaltýndayken saatlerce sorgulandý, küfredildi, saçlarýndan çekildi ve tekrar tecavüzle tehdit edildi. Bir avukat istediðinde, belirtildiðine göre kendisine, "Burada öyle birþey yok"diye cevap verildi. Ýddiaya göre zorla bir ifade hazýrlatýlarak, bunu ezberlemeye ve video kaydý yapýlýrken anlatmaya zorlandý. Tanýmlayamadýðý bir yere götürüldü. Gözaltýndaki son gününde týbbi muayeneye götürüldüðünde, polisin de birlikte muayene odasýna girdiði bildirildi.
S.Y.,Bakýrköy Kadýn ve Çocuk Tutukevi’ne gönderilmeden önce 24-27 Eylül 2002 tarihleri arasýnda Ýstanbul Terörle Mücadele Þubesi’nde gözaltýnda tutuldu. Gözaltýndaki üç gün boyunca, bir baþka yere götürülmeden önce bir kadýn polis memuru tarafýndan üstü arandý. Ýddiaya göre, gözleri baðlýyken bir polis memuru inlemeye ve sanki seks yapar gibi sesler çýkarmaya baþladý. Bildirildiðine göre, ayný memur sürekli küfür etti ve defalarca S.Y.’nin aðzýný açarak içine tükürdü. Aðzýna giren tükürüðün etkisiyle sonuçta S.Y. kusacak gibi oldu. Bildirildiðine göre, diðer memurlar S.Y.’nin ellerini arkadan tutarken, aðzýndaki tükürüðü dýþarý atmasýn diye defalarca baþýna vuruldu. Bunun sonucunda baþý döndü ve sersemledi. Saçýndan tutularak yere fýrlatýldýðý; "orospu, bulunduðun duruma bak, seninle bir orospu arasýnda ne fark var„ türünden sözlerle aþaðýlandýðý bildirildi. Ýddiaya göre, bakire olup olmadýðý soruldu ve Alevi(26)olduðu için aþaðýlandý. Bildirildiðine göre uykusuz býrakýldý, su ve yemek verilmedi ve çeþitli defalar gözleri baðlandý. Belirtildiðine göre, soyunmasý söylendi, buna uydu ve polis memurlarý tekrar küfür ve alay etti. S.Y., gözleri baðlýyken yere yatýrýldýðýný ve polislerden birinin de soyunarak vücuduna ellerini ve penisini sürttüðünü belirtti. Ýleri sürüldüðüne göre, bu muameleden sonra S.Y. çýplak olarak tuvalete götürüldü ve üzerine basýnçlý soðuk su sýkýldý. S.Y., basýnçlý su hortumu kullanýlarak anal tecavüzle tehdit edildiðini ve polisin hortumu anüsüne sokmaya çalýþtýðýný iddia etti.
Adalet Bakanlýðý’na rapor sunan ve Cumhuriyet Savcýsý ile mahkemelerin talebi üzerine adli týp deðerlendirmesi yapan resmi bir kurum olan Adli Týp Enstitüsü’nden bir doktor, polis nezarethanesinden cezaevine götürüleceði gün S.Y.’yi muayene etti ve durumuyla ilgili bir rapor yazdý. Bununla birlikte, psikolojik bir incelemeyle birleþtirilmediði takdirde, standart bir týbbi raporun S.Y.’nin maruz kaldýðý iddia edilen onur kýrýcý ve aþaðýlayýcý muameleyle ilgili kanýt saðlamasý fazla mümkün deðildir.
Bir iþkence yöntemi olarak tecavüz
BM Ýþkence ve Diðer Zalimane, Ýnsanlýk Dýþý ya da Onur Kýrýcý Muamele veya Cezaya Karþý Sözleþme’nin 1. maddesinde iþkence, "bir kimseye,... bir bilgi ya da bir itiraf saðlamak, kendisinin veya üçüncü bir kiþinin iþlediði ya da iþlediðinden kuþku duyulan bir eylemden ötürü onu cezalandýrmak, kendisine ya da üçüncü bir kiþiye gözdaðý vermek ya da onlarý zorlamak amacýyla ya da her hangi bir ayrýmcýlýða dayalý bir nedenle bir resmi görevli ... tarafýndan ya da onun teþviki ya da oluru ya da izniyle bilerek maddi ya da manevi aðýr acý veren ya da eziyette bulunan her türlü fiil" þeklinde tanýmlanmaktadýr. Aydýn v. Türkiyedavasýnda Avrupa Ýnsan Haklarý Komisyonu, "kurbanýn fiziksel ve ahlaki bütünlüðüne darbe indiren tecavüz fiilinin doðasý, özellikle zalimane ve akut fiziksel ve psikolojik eziyet içeren fiil olarak tanýmlanmalý (…) ve iþkence olarak kabul edilmelidir"demiþtir.(27)
Ýþkenceye karþý korumada, iþkence iddialarýný soruþturmada, suçlularý adalet önüne çýkarmada ve maðdurlar için tazminat saðlamada yetersiz kalan bir devlet, Ýþkenceye Karþý Sözleþme’nin yükümlülüklerini yerine getirmemektedir.
"Olanlar karþýsýnda, artýk (insanlarýn tecavüze uðradýðýmý öðrenmesi) önemli deðil. Burada bir savaþ yaþandý."
Avukatýna 10 yýl sonra tecavüze uðradýðýný açýklayan bir kadýn mahkum
Uluslararasý Af Örgütü, devlet görevlilerinin, kurbanlarýn büyük bir olasýlýkla yaþadýklarýný bildirmek istemeyecekleri bilgisiyle bir iþkence yöntemi olarak tecavüze baþvuruyor olmasýndan kaygý duymaktadýr. Bir çok vakada tecavüze uðrayan kadýn ve erkeklerin cinsel saldýrýyý açýklamasý bile, eðer bir þekilde açýklarlarsa, yýllarý alabilmektedir.(28)Ayrýca, tecavüz ortaya çýktýðýnda, tecavüzün kadýn üzerindeki etkisi, ailesi ve ait olduðu topluluðun bütün bireylerinin "namusu"nu da etkilemektedir. Bu nedenle failler, hem kurbaný ve topluluðunu hedef alma konusunda, hem de cezasýz bir þekilde suçlarýný iþlemekte etkili olmaktadýr.
"Toplumsal adaletsizliðin, zulmün envai çeþidinin var olduðu bir ülkede yaþýyorum. Ben, bunlara karþý çýkmayý insanlýk görevim saydým. Uzun yýllar sosyalist bir gazeteci olarak çalýþtým. Bundan dolayý iþkence gördüm, bundan dolayý iþkencede tecavüze uðradým. Utanmam bundan deðil, baþka bir þey var. Neydi bu?
Namus? Ýþkenceci polislerin tecavüzüne uðradým. Peki þimdi namussuz mu oldum? Neydi namus? Namus, benim cinsel organlarýmda mýydý yoksa beynimde mi? Namusum, bu organlarý iradem dýþý koruyamadýðým için mi lekelendi? Yoksa, inandýðým deðerleri sonuna kadar savunmadýðým için mi?"
Peki ya kocam? Onun için namusum kirlenmiþ miydi? Neden kendimi onun namusu olarak görüyordum? Neden artýk bana asla dokunmayacaðýný düþündüm? Suçlanmasý gereken ben deðildim. O zaman neden suçu kendimde arýyordum? Çýplak bir þekilde asýlýyken bunu düþünmedim. Þimdi neden böyle düþünüyorum?"
Asiye Güzel Zeybek
Bölüm 4: Ýnsanlýk dýþý ya da onur kýrýcý muamele
Soyarak arama ve sorguda soyundurma
Uluslararasý Af Örgütü’ne gelen raporlar, Türkiye’de özgürlüklerinden mahrum edilen kadýnlarýn sýklýkla, uluslararasý standartlara aykýrý bir biçimde soyularak arandýðýný göstermektedir. Uluslararasý Af Örgütü, gözaltýna alýnan bir kiþinin sorgu sýrasýnda soyundurulmasýnýn kabul edilemez olduðunu ve soyarak aramanýn yapýldýðý koþullarýn insanlýk dýþý ve onur kýrýcý muamele sayýlabileceðini ileri sürmektedir. Avrupa Ýþkence ve Ýnsanlýk Dýþý ya da Onur Kýrýcý Muamele veya Cezanýn Önlenmesi Komitesi (CPT), özgürlüklerinden mahrum edilmiþ kiþilerin sadece ayný cinsiyetten bir personel tarafýndan aranabileceðini ve bir kadýnýn soyunmasýný gerektirecek her türlü aramanýn erkek gözaltý memurlarýnýn göremeyeceði bir yerde yapýlmasý gerektiðini ifade etmektedir.(29)
Türkiye’de Aðustos 1999’da Yakalama, Gözaltýna Alma ve Sorgulama Yönetmeliði’nde yapýlan bir deðiþiklik gereðince, gözaltýndaki kadýnlar sadece kadýn polis memurlarý veya bu görevi üstlenebilecek baþka bir kadýn tarafýndan aranabileceklerdir. Ancak, Uluslararasý Af Örgütü’nün edindiði bilgilere göre, uygulamada bu yönetmeliðe her zaman baðlý kalýnmamakta, ya da yerine getirildiði durumlarda, yukarýdaki olayda olduðu gibi yönetmeliðin ruhuna uygun hareket edilmemektedir. Erkek görevlilerin sözkonusu kadýný görecek þekilde etrafta olduklarý ve kadýnlarýn þiddet ve aþaðýlanmaya maruz kalma riskinin yüksek olduðu her hangi bir durumda "üst arama"kelimesinin kullanýmý samimi deðildir.
Erkek görevliler hiçbir koþulda kadýn tutuklularý soyarak aramamalý veya bu tip bir arama yapýlýrken, onlarý görebilecek bir þekilde etrafta bulunmamalýdýr. CPT’nin tavsiyeleriyle baðýntýlý olarak, diðer nedenlerin yaný sýra, kadýn tutuklularýn arama sýrasýnda erkek güvenlik güçlerinin etrafta olmadýðýndan emin olmalarý için, güvenlik gücü görevlilerin gözetimi altýndaki kiþilerin gözlerinin baðlanmasý kesin olarak yasaklanmalýdýr.(30)
Uluslararasý Af Örgütü’ne gelen bilgiler keza, gözaltýndaki kiþilerin sorgu sýrasýnda da sýk sýk çýrýlçýplak soyulduðunu göstermektedir.
"Berrin"(31),25 Ekim 2000’de sivil polisler tarafýndan Mersin’de gözaltýna alýndý. Ýddia edildiðine göre, arama sýrasýnda erkek polis memurlarý tarafýndan dövüldü ve cinsel tacize uðradý. Zorla "bekaret kontrolünden"(32)geçirildi ve bildirildiðine göre polisler, gördüðü iþkenceyle ilgili týbbi rapor yazmamasý için doktoru tehdit etti. Ýddiaya göre Berrin tekrar hücreye geri götürüldü, zorla soyuldu, cinsel tacize uðradý ve tecavüzle tehdit edildi. Gözaltýnda bir gece kaldýktan sonra tekrar Adli Týp’a götürüldü, týbbi bir rapor almadan ve savcý önüne çýkarýlmadan serbest býrakýldý.
BM Ýþkence Özel Raportörü, "kadýn zanlýlarýn sadece erkek personel tarafýndan sorgulanmasý ve gözaltýna alýnmasý, kadýn tutuklunun tecavüz ve cinsel tacize uðramasýna veya bu nitelikte tehdit veya korkuya sebebiyet verebileceðinden, kadýn zanlýlarýn sorgusu sýrasýnda kadýn güvenlik personelinin bulunmasýnýn gerekli olduðu"(33)yönünde tavsiyede bulunmuºtur.
Her ne kadar, 1999’da yönetmelikte yapýlan, kadýn tutuklularýn üstlerinin sadece kadýnlar tarafýndan aranabileceði yönündeki deðiþiklik önemli olsa da, Uluslararasý Af Örgütü bu tip deðiþikliklerin; yönetmelik devamlý uygulanmadýkça, arama süresince erkek memurlar kadýný görebilecek bir þekilde etrafta oldukça ve kadýn tutuklular sorgu sýrasýnda çýrýlçýplak soyuldukça çok az anlam taþýmasýndan kaygý duymaktadýr. Uluslararasý Af Örgütü ayrýca Türk yetkililere, yasa ve yönetmeliklere uymayan memurlarýn soruþturularak adalet önüne çýkarýlmalarýný saðlamalarý çaðrýsýnda bulunmaktadýr.
Bölüm 5: Ayrýmcýlýk biçimleri
Türkiye Anayasasý þöyle der:
"Herkes, dil, ýrk, renk, cinsiyet, siyasi düþünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrým gözetilmeksizin kanun önünde eþittir.
Hiçbir kiþiye, aileye, zümreye veya sýnýfa imtiyaz tanýnamaz."
Devlet organlarý ve idare makamlarý bütün iþlemlerinde kanun önünde eþitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadýrlar."(34)
Toplumsal cinsiyete dayalý ayrýmcýlýk
Türkiye Anayasasý’nda kanun önünde eþitliðin garanti altýna alýnmasýna raðmen, toplumsal cinsiyet ayrýmcýlýðý devlet tarafýndan uygulanmaktadýr. Devlet görevlilerinin cinsel þiddet gibi ayrýmcý fiilleri ile devletin kadýnlara eðitim, gýda, barýnma, iþ ve resmi devlet gücüne eriþimde eþit olanaklar saðlamamasý, devletin toplumsal cinsiyete dayalý ayrýmcýlýk ile kadýnlara yönelik ihlallerdeki sorumluluðunun iki unsurudur.
Örneðin, N.O.’ya tecavüz etmekle suçlanan iki polis memuru hakkýnda 23 Ekim 2002’de beraat kararý verildi. N.O., Ýstanbul’un bir banliyösünde polislere yaklaþarak adres sormuþtu. Dikkati çeken yan, beraat kararýnýn N.O.’nun üzerinde prezervatif bulunmasýna dayandýrýlmasý ve hakimin bunu, N.O.’nun cinsel iliþki isteðinin kanýtý olarak göstermesiydi.
Kadýnlara yönelik þiddet kaynaðýný ayrýmcýlýktan almakta ve ayrýmcýlýðý pekiþtirmektedir. Devlet görevlileri ayrýmcý tutumlar sergilediðinde, bu sadece kadýn haklarýný etkili bir þekilde desteklemenin epeyce eksik kalmasýna deðil, ayný zamanda kadýnlara yönelik þiddetin kabul edilebilir görüldüðü bir ortamýn yaratýlmasýna da katkýda bulunur. Devletin açýkça olmasa da dolaylý biçimde kadýnlara yönelik cinsel þiddeti desteklemesi, özel kiþileri de, kadýnlara yönelik þiddet kültürünü benimseme hususunda cesaretlendirmektedir. Bunu gösteren örneklerden biri, gözaltýnda cinsel þiddete maruz kalmýþ kadýnlar için çalýþan bir insan haklarý savunucusu olan Eren Keskin’in, cinsel nitelikli kiþisel tehditlere maruz kalmasýdýr. Eren Keskin’in Almanya’daki bir konferansta, ordu mensuplarýnýn kadýnlara tecavüz ettiði ve cinsel saldýrýda bulunduðu yönünde bir açýklama yaptýðýnýn bildirilmesinin ardýndan köþe yazarý Fatih Altaylý bir radyo programýnda(35), "ben de bu Eren Keskin’e ilk gördüðüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam, namerdim"(36) ve "Eren Keskin geldiðinde bir taciz alacaðý var diye düþünüyorum" þeklinde ifadeler kullandý. Fatih Altaylý sadece Basýn Konseyi tarafýndan uyarý alýrken, Eren Keskin hala devlet güvenlik güçlerine hakaretten yargýlanmaya devam etmektedir.
Etnik ayrýmcýlýk
Kürt kökenli kiþilere karþý fiili bir ayrýmcýlýk yapýlmaktadýr. Türkiye hükümeti, Avrupa Birliði’ne katýlmaya iliþkin siyasi kriterleri karþýlama yönünde önemli bir adým atarak 2 Aðustos2002’de, "Türk vatandaþlarýnýn günlük hayatlarýnda geleneksel olarak kullandýklarý ve konuþtuklarý diller"de dil kursu açýlmasýna ve radyo televizyon yayýný yapýlmasýna izin veren yasal reformlarý onayladý. Ayný tarihlerde, Kürtçe’nin seçmeli dil olmasý veya Kürtçe eðitim için Türkçe dilekçe veren binlerce kiþi gözaltýna alýnarak haklarýnda dava açýldý. Bunlarýn birçoðu silahlý muhalif grup Kürdistan Ýþçi Partisi (PKK) veya devamý olan KADEK’e yardým ve yataklýkla suçlandý. Yakýn dönemde, Kürtçe þarký çalan(37)ve çocuklarýna Kürtçe isim veren kiþiler(38)de kovuþturmaya uðradý. Bir grup öðretmen 10 Mayýs 2002’de gözaltýna alýndý ve iddia edildiðine göre poliste gözaltýndayken iþkenceye ve kendilerine ait Kürtçe kitaplarla dövülmek de dahil kötü muameleye uðradý.(39)
Uluslararasý Af Örgütü, etnik azýnlýklara yönelik ayrýmcýlýðýn, Türkiye’deki etnik azýnlýk mensubu kadýnlarýn saðlýk, eðitim ve þiddete uðramama gibi haklarý da dahil, haklarýnýn ihlal edilmesine katkýda bulunduðunu düþünmektedir. Aðýrlýklý olarak Kürtlerin yaþadýðý güneydoðudaki kadýnlarýn önemli bir bölümü Türkçe konuþmamaktadýr.(40)Bütün devlet kurumlarýnýn resmi dili ise Türkçedir. Pratikte bunun anlamý, kadýnlar sýklýkla memurlar, doktorlar ve mahkemeler tarafýndan kullanýlan dilde konuþamadýklarýndan dolayý, ihlal edilen yasal haklarýnýn telafisi için devlet kurumlarýna baþvurmalarý, saðlýk ve yardým hizmetlerine ulaþmalarý aðýr olarak imkansýzlaþmaktadýr. Neredeyse 20 yýl boyunca süren çatýþmanýn, devlet güvenlik güçleri ve PKK’nýn gerçekleþtirdiði, binlerce köyün yakýlmasý ve zorla boþaltýlmasý(41), çok sayýda erkek nüfusun öldürülmesi, "kayýp"edilmesi ya da hapsedilmesi gibi insan haklarý ihlallerini de beraberinde getiren yoksullaþma etkisi, çok sayýda ailenin temel geçim kaynaðýný yitirmesi anlamýna gelmektedir. Türkiye’nin kýrsal alanlarýndan hem ülkenin batýsýna, hem de Diyarbakýr, Mersin ve Adana gibi doðu ve güneydeki kentlere büyük bir göç olmuþtur. Çoðunluðu kadýn olan vasýfsýz iþçiler, iþsiz durumdadýr. Ekonomik parçalanma ve siyasi çatýþma içinde ortaya çýkan kadýnlara yönelik þiddet ve ayrýmcýlýkta yaygýn bir artýþ gözlemlenmektedir.(42)
Siirt’te Dünya Kadýnlar
Günü’nü kutlayan Kürt kadýnlar, 8 Mart 2002 ©
Özel
Uluslararasý Af Örgütü, ayrýmcýlýk ve devlet görevlilerinin cinsel saldýrýlarýnýn birbirleriyle baðlantýlý olduðunu düþünmektedir. Kürt kadýnlarýnda olduðu gibi bazý kadýnlar, devletin cinsel þiddetine uðrama riskiyle özellikle daha fazla karþý karþýyadýr. Uluslararasý Af Örgütü, –örneðin Kürtçe konuþmanýn "terörizm" veya "bölücülük" (43)göstergesi olduðu veya aile içi þiddetin sadece Kürt topluluklarda görüldüðü gibi— yanlýþ inanýþlarýn, devlet görevlilerinin Kürt kadýnlara yönelik þiddet eylemlerinde bulunmasýna ve bu tip fiillerin cezasýz býrakýlmasýna katkýda bulunabilmesinden kaygý duymaktadýr.
6 çocuk annesi bir Kürt kadýný olan Fehime Ete21 Ekim 2001’de, Türkiye’nin güneydoðusunda bulunan Siirt’teki evinde gözaltýna alýndý. 25 Ekim’de Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafýndan "yasadýþý örgüte yardým ve yataklýk"suçlamasýyla tutuklanarak Van Cezaevi’ne gönderildi. Bir hafta sonra, 5 yaþýndaki kýzý Þahadet Ete ile birlikte Bitlis E-Tipi Cezaevi kadýnlar bölümüne sevkedildi. Fehime Ete, sorgulanmak üzere kýzýyla birlikte 25 Kasým’da Diyarbakýr’daki Jandarma Komutanlýðý’na gönderildi. Bildirildiðine göre, avukatýna, defalarca sormasýna raðmen nerede olduðuna dair bilgi verilmedi. 14 Aralýk 2001’e kadar Fehime Ete cezaevine geri getirilmedi. Fehime Ete Uluslararasý Af Örgütü’ne, Diyarbakýr Jandarma Komutanlýðý nezarethanesinde kaldýðý zaman boyunca iþkence ve kötü muameleye maruz kaldýðýný belirtti. Gözlerinin baðlandýðýný, coplarla baþýna vurulduðunu, çýrýlçýplak soyulduðunu, okþandýðýný ve üstüne basýnçlý su sýkýldýðýný söyledi. Bildirildiðine göre birçok kez bayýldý ve bu tacizden beri saðlýk sorunlarý yaþamaya baþladý. Fehime Ete þimdi nefes darlýðý çekmekte ve iddia edilen iþkence nedeniyle kollarýný hareket ettirmekte zorlanmaktadýr. Hem kendisi hem de ailesi, gördüðü muamele hakkýnda þikayette bulunduðu takdirde iþkence yapýlacaðýna dair tehdit edildi. Bildirildiðine göre Þahadet Ete, annesinin iþkence yapýlýrken attýðý çýðlýklarý duydu. Belirtildiðine göre, bir doktor Þahadet Ete’nin "þok"geçirdiði teþhisi koydu.
Aslen Hakkarili olan ve Iraklý bir erkekle evlendiði için Irak’ta yaþayan 28 yaþýnda Kürt kadýný Zahide Durgun, resmi belgeleri olmaksýzýn ailesini ziyaret etmek üzere Türkiye’ye geldi. 20 Aðustos 2002’de Zahide Durgun, iki erkek kardeþi, evde bulunan bir misafir ve abisinin oðlu Savaþ gözaltýna alýnarak Hakkari Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi’ne götürüldü. Bildirildiðine göre polis Zahide’den, PJA’nýn(44)aktif bir üyesi olduðuna ve Türkiye’ye seçimlerden önce propaganda yapmak için geldiðine dair bir ifade vermesini istedi. Zahide Durgun böyle bir ifade vermeyi reddedince, iddia edildiðine göre iþkenceye uðradý. Bildirildiðine göre, gözleri baðlandý, saçlarý çekildi ve yolundu, saçlarýndan tutularak baþý duvara vuruldu, boynuna, kollarýna, göðsüne, ayaklarý ve bacaklarýna darbeler aldý, yüzü tokatlandý ve yumruklandý, kulaklarýna elektrik verildi, göðüslerine elektrik vermekle tehdit edildi, göðüslerine sertçe vuruldu, tecavüzle tehdit edildi ve bu tehditin hemen ardýndan da gömleðinin tüm düðmeleri parçalandý. Kendi ifadesine göre, erkek kardeþlerinin yan odada baðýrdýklarýný ve iþkence gördüklerini duyabiliyordu. Sonunda, okuma yazmasý olmayan Zahide Durgun’a, bildirildiðine göre önceden hazýrlanmýþ bir ifadeye parmak bastýrýldý. Belirtildiðine göre, nezaretteki dördüncü gününde týbbi muayeneye götürüldü ve yaralarýný detaylý bir þekilde tanýmlayan bir rapor verildi. Ayrýca, "bekaret kontrolü"ne de tabi tutuldu.
Yine bir Kürt kadýný, Þükriye Beter, 22 Aðustos 2002’de Hakkari Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi’nde gözaltýna alýndý. O da 4 gün gözaltýnda tutuldu. Bu zaman içinde, kendi ifadesine göre, saçý çekilerek yolundu, baþý duvara vuruldu, vücudunun çeþitli bölgeleri yumruklandý ve kulaðý ile sol elinin bir parmaðýndan elektrik verildi. Ayrýca, elektrik kablosuyla boðazýnýn sýkýldýðýný, gözlerinin baðlandýðýný ve ses çýkaramasýn diye aðzýna bir mendil týkýldýðýný, tecavüzle tehdit edildiðini, aþaðýlandýðýný ve ifadeyi kabul etmesi için para teklif edildiðini belirtti. Önceden hazýrlanmýþ ifadeyi imzalamasý halinde para verme önerisini reddettiðinde ise, bildirildiðine göre tekrar dövüldü, tecavüzle ve göðsüne elektrik vermekle tehdit edildi, çocuklarýnýn öldürüleceði, kendisinin öldürülerek cesedinin nehre atýlacaðý söylendi. Þükriye Beter’in nezarethanede iken iki kez doktora götürüldüðü belirtilmesine raðmen, bu muayenelerin sonuçlarýyla ilgili herhangi bir rapor bulunmamaktadýr.
"Bekaret kontrolü"
Kadýnlara yönelik ayrýmcýlýk, toplumsal cinsiyet özellikli þiddetle de sonuçlanmaktadýr. Türkiye’de kadýnlar, bir ceza veya aþaðýlama yöntemi olarak "bekaret kontrolü"nden geçmeye zorlanmaktadýr.
"Burada tüm oyunlar kadýnlarýn vücutlarý üzerine oynanmaktadýr."
(Türk sosyolog)(45)
"Bekaret kontrolü", himende (kýzlýk zarýnda) hasar olup olmadýðýný kontrol amacýyla dýþ cinsel organlarýn muayenesidir. Bekaretin bir göstergesi olmada tamamen yetersiz kalmasý bir yana, cinsel organlarýn diðer bölümleri ve anüsteki öteki yaralanma ve darplarla ilgilenmediðinden, bir adlý týp inceleme tekniði olarak da özellikle uygun deðildir. Türkiye’deki zorla "bekaret kontrolü", kadýnlarýn cinselliðini kontrol amacýyla yaygýn olarak kullanýlmaktadýr. Muayenenin ardýndan kýzlýk zarlarýnýn bulunmadýðý tespit edilen birçok kadýn için "bekaret kontrolü"nün sonuçlarý, þiddet, aþaðýlanma ve bazen de ölümü içermektedir. Son yasal deðiþikliklerle "bekaret kontrolü"nün yapýlabileceði koþullar sýnýrlandýrýlmýþtýr. Ocak 1999’da kadýn ve týp uzmanlarý gruplarýnýn ýsrarlý ve güçlü kampanyalarý sonucu Adalet Bakanlýðý bir genelge yayýnlayarak, cinsel saldýrý kanýtý toplamak amacýyla, çocuklarla cinsel iliþkiye girildiðine dair þüphe bulunmasý veya fahiþelik yapýldýðý þüphesinin bulunduðu durumlar haricinde, kadýnlarýn, kendi rýzalarý olmadan onlarý incitecek veya eziyet verecek ya da disiplin amaçlý bir cezalandýrma gerekçesinden dolayý muayene edilmesini yasaklamýþtýr.(46)
Bununla birlikte Uluslararasý Af Örgütü, özellikle gözaltýndaki kadýnlara zorla "bekaret kontrolü"yapýldýðýna dair bilgiler ýþýðýnda, sözde "bekaret kontrolü"uygulamasýna iliþkin kaygýlar taþýmayý sürdürmektedir. Uluslararasý Af Örgütü, kiþinin rýzasý olmadan cinsel organlarýnýn muayene edilmesinin zalimane, insanlýk dýþý ve onur kýrýcý muamele olduðuna inanmaktadýr. Bir kadýn güvenlik güçlerinin gözetimi altýnda olduðunda, gözaltý koþullarýndan dolayý zorla "bekaret kontrolü", gerekli rýzayý ortadan kaldýran, koþullarý içerebilecektir. Diyarbakýr Barosu Kadýn Haklarý Komisyonu Diyarbakýr, Muþ, Mardin, Batman ve Midyat cezaevlerine yapýlan ziyaretler ve yüzün üzerinde kadýn mahkumla yapýlan görüþmelerde, kadýnlarýnýn neredeyse tamamýnýn "bekaret kontrolü"nden geçirildiðini ve yine neredeyse hepsinin gözaltýndayken ya sözlü ya da fiziksel cinsel tacize uðradýðýný tespit etmiþtir.(47)
"Bekaret kontrolü"teriminin kullanýmý yaygýndýr ve sýklýkla da yanlýþ kullanýlmaktadýr. Sözde "bekaret kontrolü"tehdidi ve uygulamasý, kadýnlarýn fahiþelik yaptýðýndan þüphelenildiði durumlarda da kullanýlmaktadýr. Türkiye’de resmi kayýtlý genelevler dýþýnda fahiþelik yapmak yasadýþýdýr. Diðer zamanlarda ise, yakýnlarda cinsel iliþkiye girip girmediklerini tespit amacýyla da kadýnlara, sözde "delil"olarak kullanýlabilen "bekaret kontrolü"yapýlabilmektedir. Örneðin geçmiþte, kocalarýnýn PKK üyesi olduðundan þüphelenilen kadýnlar, son dönemde cinsel iliþkiye girip girmediklerini belirlemek amacýyla muayene edilmek üzere alýkonuyorlardý. Görünüþe göre, güvenlik güçleri böylece erkeðin nerede olduðunu tespit edebiliyordu. Bu tip uygulamalar insanlýk dýþý ve onur kýrýcý muamele sayýlmakta ve kadýnlarýn cinselliði ve fiziksel bütünlüðünün ihlal edildiði baþka bir araç olarak da iþlemektedir.
Haziran 2001’de, 16 yaþýndaki F.D.F.akrabalarýný ziyarete giderken yolda jandarma mensuplarý tarafýndan otobüsten indirildi. Muþ Kapalý Cezaevine gönderilmeden önce nezarethanede tutuldu. Baþlangýçta ailesine, kýzlarýnýn gözaltýna alýndýðý veya nerede olduðu bildirilmedi. F.D.F. Uluslararasý Af Örgütü’ne gözlerinin baðlandýðýný, soyundurulduðunu, küfür edildiðini, baðýrýp çaðýrýldýðýný, cinsel saldýrýyla tehdit edildiðini ve yere yatýrýlarak üstüne bir jandarmanýn oturduðunu söyledi. "Kayýp"edilmekle tehdit edildi ve vücudunda sigara söndürüldü. Gözetim altýndayken iki kez týbbi muayeneye götürüldü. 30 Haziran 2001’de, jandarmanýn yazýlý talebi üzerine bir doktor F.D.F’ye "bekaret kontrolü" muayenesi yaptý. 3 Temmuz 2001’de, jandarma baþçavuþunun talebi üzerine ikinci kez yeniden bekaret kontrolü ve anal muayeneye tabi tutuldu. Kontrolleri baþçavuþun emrettiði ve imzaladýðýný gösteren kanýtlara raðmen Van Baþsavcýsý F.D.F.’yi muayeneye getirip götürdüðü bildirilen polis memurlarýndan biri hakkýnda soruþturma baþlattý. Van Valiliði, kontrolleri yapan doktorlar hakkýnda soruþturma açýlmasý için yeterli sebep bulunmadýðýný belirtti.
Adli týp personelinin çoðunluðu, cinsel saldýrý olup olmadýðýnýn belirlenmesinde "bekaret kontrollerinin"-kýzlýk zarýnýn durumunu sýnýrlý anlamda incelenmesi- faydalý olduðuna inanmayý sürdürmektedir. Ancak, bekaret ille de kýzlýk zarýnýn saðlam olmasýyla belli olmaz ve bir bekaret kontrolü mutlaka cinsel saldýrý kanýtýný saptamaz.(48) Uzmanlara göre,"Cinsel saldýrý travmasýný saðlam bir kýzlýk zarýnýn bulunup bulunmamasýna indirgeme yönündeki rutin yasal uygulama sadece kolaycýlýk ve yanlýþ olmakla kalmamakta, bekaret kontrolüne maruz kalmýþ kiþilerde gereksiz psikolojik sonuçlara da neden olmaktadýr"(49)
Uluslararasý Af Örgütü, 26 Temmuz 2002 tarihli, adli týp personeli dýþýnda "bekaret kontrolü"yapan kiþilere para ve hapis cezasý öngören yasa tasarýsý önerisini kaydeder ve adli týp personeli olsun olmasýn tüm týp personeline, etik sorumluluklarýnýn arkasýnda durarak zorla "bekaret kontrolü"yapýlmasý yönündeki talepleri reddetmeleri çaðrýsýnda bulunur.
M.C., 2001 yýlýnda cezaevinden serbest býrakýlýrken "bekaret kontrolü"yaptýrmaya zorlandý. Doktorun imzasýnýn üzerinde, M.C.’nin "hala bir bakire"olduðu raporu vardý. Poliste gözaltýnda bulunan bir kadýn - Aynur Siz - bildirildiðine göre 24 Mayýs 1999’da, ayný gün içinde üç kez "bekaret kontrolü"ne götürüldü ve 23 Mayýs 1999’da da bir diðer kadýnýn- Devrim Turan - iki kez götürüldüðü bildirildi. Bu iki olayda da kadýnlar muayene edilmeyi reddetti.
N.C., 23-27 Eylül 2002 tarihleri arasýnda Ýstanbul Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi’nde gözaltýnda tutuldu. Bildirildiðine göre, N.C. bir ifadeyi imzalamayý reddettiðinde saçlarýndan tutularak yere fýrlatýldý. Belirtildiðine göre bir diðeri onu yere yatýrdý, aðzýna ve burnuna tükürdü ve tecavüzle tehdit etti. Üzerine soðuk su döküldü. Ýleri sürüldüðüne göre, üç polis onu çýrýlçýplak soyarak gözlerini baðladý. Ýddiaya göre yarým saat çýrýlçýplak durmaya zorlandý ve her tarafý okþanarak tecavüzle tehdit edildi. Belirtildiðine göre, ayrýca bakire olup olmadýðý da soruldu. Birinin "Önemli deðil, zaten fazla içeriye girmeyeceðiz"dediðini duydu ve sonra bildirildiðine göre yere yatýrýlarak tecavüz taklidi yapýldý. Ýddiaya göre ayrýca içine hortum sokulmakla tehdit edildi. Bildirildiðine göre tehdit edilirken yüzü okþandý. Kusmak istedi, ancak belirtildiðine göre, "kusarsan sana yalatýrýz"dendi. Vajinasýna doðru su döküldü, regliyle ilgili yorumlar yapýldý ve iddiaya göre iki kez elektrik verildi. Ýleri sürüldüðüne göre, elleri baðlýyken bir polis önünde çömelerek, penisini aðzýna almasý için zorladý. Tuvalete gitmesine veya yemek yemesine izin verilmedi. Bir ifadeyi imzalamaya zorlandý.
N.C., polis nezarethanesinden cezaevine gönderildiði gün bir Adli Týp Kurumu doktoru tarafýndan muayene edilerek durumu hakkýnda rapor yazýldý. Avukatlarý, zanlýlarla ilgili savcýlýða suç duyurusunda bulundu. Muayene eden doktor, "Cinsel saldýrýyla ilgili lezyonlar bulunup bulunmadýðýnýn (kýzlýk zarý muayenesi)" tespiti için bir rapor talep etti.
Uluslararasý Af Örgütü, "bekaret kontrolü" ve "kýzlýk zarý muayenesi"terimlerinin yanlýþ kullanýldýðýný ve titiz bir cinsel saldýrý soruþturmasýnýn yerine geçmesinin tamamen uygunsuz olduðunu düþünmektedir. Uluslararasý Af Örgütü’nce incelenen birçok raporda polis þeflerinin de "kýzlýk zarý"raporu talebiyle kadýnlarý muayeneye gönderdiði görülmektedir. 1999 Yönetmeliði’nde, anal ve vajinal muayeninin cinsel saldýrý þüphesi olduðu takdirde yapýlmasý gerektiði belirtildiði halde bir çok olayda Uluslararasý Af Örgütü, kiþilerin gözaltýndan serbest býrakýlýrken, iþkence veya kötü muamele gördüðü iddiasýnda bulunan kiþileri muayene eden týp personeli için bir çalýþma rehberi olan Ýstanbul Protokolü’nde tavsiye edilen kapsamlý bir týbbi muayene yerine, "bekaret kontrolü"ne maruz kaldýðýný belirten raporlar almýþtýr.
Ýlgili genelge, "vajinal ve anal muayene"nin sadece konuyla ilgili deneyimli ve yeterli donaným ve olanaklara sahip adli týp personeli tarafýndan yapýlmasý gerektiðini ifade etmektedir. Bununla birlikte, vajinal ve anal muayene de yetersizdir. Ýstanbul Protokolü, cinsel saldýrýya uðradýðýný iddia eden kiþinin bütün bir týbbi muayeneden geçirilmesi gerektiðini tavsiye etmektedir. Detaylý bir görüþme ile maðdurun saçýndan materyal toplama, giysilerin incelenmesini de içeren bütün vücut muayenesi yapýlmalý ve muayeneyi yapan doktorun, muayene amacýný anlatan net bir açýklamasýný da içermelidir. Muayene üç koþul altýnda yapýlmalýdýr. Muayeneler kadýnýn rýzasýile ve özelbir muayene alanýnda gerçekleþtirilmelidir. Adli týp raporunun ilgili makamlardan gizli tutulamayacaðý hususu da rýzasý alýnmadan öncekadýna açýklanmalýdýr.
Sadece muayene tehditi bile, cinsel saldýrý kurbanýnda psikolojik sonuçlara neden olmak için yeterli gelebilir. Reddetmek, "namusunun kirlenmiþ"olduðunun kabulü olarak algýlanabilir ve maðduru daha fazla bir cinsel saldýrýya uðrama riskine atabilir. Eðer bir kadýn tecavüze uðramýþsa, muayeneyi reddetmek, üstelik "bekaret kontrolü"gerçek bir adli týp muayenesiyle kýyaslanamadýðý halde, cinsel saldýrýnýn gerçekleþtiðine dair kanýt saðlayamama riskini de taþýmaktadýr.
Zorla "bekaret kontrolü"hiçbir koþul altýnda hoþgörülmemelidir. Uluslararasý Af Örgütü tüm týp personeline, rýza dýþý "bekaret kontrolü"yapmayý reddetmeleri çaðrýsýnda bulunmaktadýr. Uluslararasý Af Örgütü, özgürlüðünden mahrum býrakýlmýþ her kadýnýn mahrem genital muayenesinin, týbbi-hukuki amaçlar için zorunlu ya da týbben gerekli olmasýnýn lüzumuna inanmaktadýr; ki bu durumda kiþinin rýzasý þarttýr ve muayene, uluslararasý en iyi uygulamaya uymalýdýr. "Bekaret kontrolü"ise gözle görülür bir þekilde buna uymamaktadýr. Uluslararasý Af Örgütü ayrýca Ýçiþleri Bakanlýðý’na, polis veya jandarmanýn bekaret kontrolü yapýlmasýný istediði her olayla ilgili olarak kapsamlý bir soruþturma açýlmasýný ve yeterli ölçüde güvenilir kanýt bulunduðu takdirde sorumlular hakkýnda adli veya disiplin kovuþturmasý yapýlmasýný saðlama çaðrýsýnda bulunmaktadýr.
Kadýnlara yönelik cinsel þiddetin sonuçlarý
Türkiye’de bazý aileler, aile bireylerinden birinin tecavüze uðramasýný kabul edilemez bulmakta ve sýklýkla "ailenin namusunu temizlemeleri"yönünde güçlü bir toplumsal baskýyla karþý karþýya kalmaktadýr.Necla Akdeniz,Diyarbakýr’ýn Kulp ilçesinde yaþayan 14 yaþýnda bir kýzdý. 1999 yýlýnda bir akþam, 7 ve 9 yaþlarýndaki iki kýz kardeþiyle birlikte bir akrabalarýnýn evinde kalýyordu. Necla Akdeniz’in akrabasý olan 40 yaþýndaki bir köy korucusu(50)kapýyý çaldý. Bildirildiðine göre, silahla tehditiyle Necla Akdeniz’e tecavüz etti. Necla Akdeniz tecavüzden kimseye söz etmedi, ancak 6 ay sonra hamile olduðu ortaya çýktý. Bildirildiðine göre, genç bir delikanlýdan para karþýlýðý tecavüz ettiðini itiraf etmesi istendi, ancak Necla Akdeniz daha sonra akrabasýnýn tecavüzüne uðradýðýný söyledi. Akrabasý gözaltýna alýndý, fakat daha sonra serbest býrakýldý. Necla Akdeniz’in çocuðu ölü doðdu. Bu sýrada Necla Akdeniz’in aile meclisi toplanarak "namuslarýný temizleme" kararý aldý. Ýnsanlar aile meclisinin kararýný duymaya baþladý ve birisi bunu polise bildirdi. Belirtildiðine göre polis, duruma müdahale edebilecek durumda olmadýklarýný açýkladý. Bu arada, Necla Akdeniz’in öyküsünü duyan avukatlar kendisiyle iliþki kurmaya çalýþtý. Polis memurlarý, avukatlarýn Necla Akdeniz’in nerede olduðuna dair bilgi edinmesini engelledi. Avukatlar Necla Akdeniz’e zamanýnda ulaþmayý baþaramadý. Necla Akdeniz bir akrabasýnýn evine döndü ve kuzeni tarafýndan baþýna iki el ateþ edilerek öldürüldü. Cenazesine kimse sahip çýkmayýnca, 9 gün sonra belediye onu kimsesizler mezarlýðýna gömdü.

Tecavüze uðradýktan sonra bir aile bireyi tarafýndan öldürülen 14 yaþýndaki Necla Akdeniz’in cesedi, Diyarbakýr 1999 © Özel
"Bana söyler misiniz, hangi düþünceyle namus kelimesi Türkiye’de kadýnlar için olumlu bir anlam taþýyor?"
Türkiye’de namus cinayetleriyle ilgili bir aktivistle yapýlan görüþmeden
Ülkenin güneydoðusu 24 yýllýk bir sýkýyönetim ve olaðanüstü hal döneminden çýkmakta.(51) Güvenlik güçleri, 1984 yýlýndan beri silahlý ayrýlýkçý gruplarla, onbinlerce yaþama mal olmuþ ve bölgede aþýrý ve korkunç derecede insan haklarý ihlallerine yol açmýþ bir çatýþma içindedir. Ýnsan haklarý ihlalleri tüm Türkiye’de meydana gelmesine raðmen, Güneydoðu Anadolu, olaðanüstü hal yöneticilerinin gözaltýna almayla ilgili arttýrýlmýþ yetkileri(52)ve kendilerinden hesap sorulmamasý nedeniyle, ihlallerin odaðý olmaktadýr.
"Bana tecavüz edenler cezalandýrýlmadý. Ben cezalandýrýldým"
Tecavüz maðduru
Bölgedeki devlet güvenlik güçleri ile köy korucularýnýn görece bir cezasýzlýk ortamýnda görev yapmasýnýn sonuçlarý bölge kadýnlarý için bir hayli vahim olmaktadýr. Kadýnlara yönelik cinsel þiddetin sonuçlarýndan biri intihar olabilmektedir. Ülkenin güney doðusunda yaþayan genç kadýnlar arasýnda intihar oraný yüksektir. Birçok intihar, doðrudan ya da dolaylý devletin kullandýðý þiddete baðlanabilir. Medine Öncel, 16 Kasým 1998’de polis tarafýndan gözaltýna alýndý ve bildirildiðine göre, 12 günlük gözaltý süresi boyunca cinsel saldýrý ve diðer iþkence yöntemlerine maruz kaldý. 14 Temmuz 1999’da polisler ikinci kez gözaltýna almak üzere evine gelince, dairenin penceresinden atlayarak intihar etti. Babasý tarafýndan, olayýn soruþturulmasý için yapýlan talepler kovuþturmanýn reddiyle sonuçlandý. Güneydoðu’da çatýþmalardan büyük oranda etkilenen bir þehir olan Batman’da 2000 yýlýnýn ilk 8 ayýndaki intihar olaylarý, ülke ortalamasýnýn iki katý, tüm nüfusun binde 6.62’si oranýndaydý. Bunun % 81’i ise kadýndý.(53)
Cinsel þiddet maðduru kadýnlar sýk sýk yaþadýklarýnýn yaný sýra bir de toplum dýþýna itilmektedir. Uluslararasý Af Örgütü’ne, kýz kardeþinin polis tarafýndan tecavüze uðramasýna tanýk olmuþ bir erkeðin raporlarý ulaþtý: artýk kýz kardeþiyle konuþmayý reddetmekte ve bildirildiðine göre, kýz kardeþi hakkýnda konuþurken "orospu" ve "fahiþe"gibi kelimeler kullanmaktadýr.
Baþka kadýnlar ise, aileleriyle veya tek baþlarýna, evlerinden kaçmak zorunda býrakýlmaktadýr. Bu durum, bir kadýný devamlý bir istek dýþý cinsel iliþki riskiyle de karþý karþýya býrakabilmektedir. "Ailenin ve toplumun gözü üstünde olmadan çalýþmaya ve yaþamaya çabalamak, erkeklerin þiddet içeren tavýrlarýnýn hedefi haline gelme riskini taþýmaktadýr." (54)
"Onurumuz satýlýk deðildir"
1998’de köy korucularýnýn tecavüzüne uðrayan bir kadýn, þiddet tehditleri üzerine köyünden kaçmak zorunda býrakýldý. Zanlýlara karþý harekete geçmek isteyen aile, köy korucularýnýn para teklifini kabul etmedi. Sonuçta tehditler nedeniyle tüm aile yaþadýklarý bölgeyi terk etti ve kendi þehirlerinden uzak baþka bir yere taþýndý.
Cinsel þiddetten kaçmak isteyen kadýnlarýn gidecek yeri bulunmamaktadýr. Avrupa Birliði’nin bir raporuna göre her 10,000 kiþi için bir sýðýnma evi olmasý gerekirken –ki bu durumda Türkiye’de 7,000 sýðýnma evinin olmasý gerekiyor – Türkiye’de sadece 7 ile 9 arasýnda "konukevi"bulunmaktadýr.(55)Þiddetten kaçan kadýnlar ile -etkin bir polis eðitim kampanyasý da dahil- toplumun eðitimine yönelik çok deðerli hizmetler sunan iki baðýmsýz sýðýnma evi 1997 ve 1999 yýllarýnda mali yetersizlik nedeniyle kapanmýþtýr.
Bölüm 6: Kadýnlarýn adalete ulaþmasý
Devlet, kadýnlarýn etkin telafi olanaklarýna ulaþmasýný ve baþka ihlallerden korunmasýný saðlamada yetersiz kalmak suretiyle, tecavüz ve cinsel saldýrý gibi aðýr insan haklarý ihlallerini þiddetlendirmemelidir.
Cinsel þiddeti açýklamak ve polise bildirmek
"Baþkalarýnýn öðrenmesinden korktuðunu bildiðin birine defalarca tecavüz edebilirsin."
Cinsel saldýrý maðdurlarýnýn karþý karþýya kaldýðý ikilemi anlatan bir avukat
Cinsel saldýrý genellikle bildirilmemektedir. Belki bazý kadýnlar cinsel saldýrýyý ifþa etme cesareti gösterseler de, gözaltýndaki cinsel saldýrýlarýn büyük çoðunluðu bildirilmemektedir. Bunun, maðdurun yaþadýðý psikolojik sýkýntý ve utançtan, devletin karþýlýk vermesine, kadýnýn ailesi ya da kendi toplumunda yaþayacaðý utanç korkusuna kadar çeþitli nedenleri bulunmaktadýr.
"Þayet ailem öðrenirse, ölürüm. Ne yapabilirim?
16 yaþýndaki bir tecavüz kurbanýnýn, avukatýnýn suçlular aleyhine dava açmasý önerisine yanýtý.
Ayrýntýlarý Uluslararasý Af Örgütü’nde saklý olan "Selda"vakasýnda, kýzýnýn cinsel saldýrýya uðradýðýnýn duyulmasýný istemeyen babasýnýn talebi üzerine "Selda", cinsel saldýrýyla ilgili olarak polis aleyhinde bulunduðu suç duyurusunu geri çekti. Bu vaka, asla soruþturma aþamasýna ulaþamayan diðer birçok vakanýn durumunu da tasvir etmektedir.
"Paylaþmak istedim acýlarýmý. Beni suçluyorlar. Niye? Ne yaptým? Çýktým, anlattým diye mi bunu yapýyorlar? Tabii ki anlatacaðým, benim de bir gururum var. Þerefim var. Anlatmak zorundayým. Hep beni susturuyorlar, ne yapacaðým? Ýnsanlar hep suratýma vuruyor, konuþmasam nasýl temizleyeceðim? Hem ben saklayacaðým, öbür tacize uðrayan saklayacak, sonra ne olacak! Kadýnlar sokaða çýkmasýn mý yani?"
Türkiye’de yaþayan bir tecavüz kurbaný
"Ýnþallah bir gün yüzümü açýp karþýnýza çýkacaðým. Kendimde o cesareti bulacaðým."
"Gözaltýnda Cinsel Þiddet"konferansýnda konuþan tecavüz kurbaný, Ýstanbul, Haziran 2000
Vakalarýn büyük çoðunluðunda -örneðin, daha önce ele alýnan N.O. vakasý- yaþanan bir durum olarak diðer kadýnlarýn cinsel saldýrýyý ifþa etmeme nedeni, devlet güvenlik güçlerinin yaptýðý cinsel saldýrýlarla ilgili þikayetlerin, suçlularýn cezalandýrýlmamasýyla sonuçlanacaðýna olan inanýþtýr.

Nazlý Top (ortada), bir konferansta gözaltýndaki cinsel iþkenceyi anlattýðýndan dolayý açýlan "Türk ordusunu ve polisi tahkir etme"davasýndaki davalýlardan biri. © AP
Devlet görevlilerinin cinsel þiddet uygulamasýna karþý sesini yükselten kadýnlar, devlet görevlilerinin yeni ihlallerine maruz kalma riski altýndadýr. Bu tür þiddete karþý sesini yükseltmekten dolayý Türkiye’deki kadýnlar yasal takibata uðramýþ, hapis tehlikesiyle ya da fiilen hapis cezasýyla karþýlaþmýþtýr. Haziran 2000’de Ýstanbul’da gerçekleþtirilen "Gözaltýnda Cinsel Þiddet"konferansýný düzenleyen ve bu konferansta konuþan kadýnlar, gözaltýnda tecavüzü kýnamakla güvenlik güçlerini tahkir ettikleri gerekçesiyle suçlanmýþlardýr.(56)Ýlk duruþma Mart 2001’de yapýldýðý halde, zanlýlar aleyhindeki dava sürmektedir. Uluslararasý Af Örgütü Türk yetkililerine, sadece ifade özgürlüklerini kullanmalarýndan ötürü suçlandýklarýna inandýðý bu kadýn haklarý aktivistlerine yönelik suçlamalarýn düþürülmesi çaðrýsýnda bulunmaktadýr.
Gözaltýnda cinsel saldýrýya uðramýþ kadýnlarý temsil eden avukatlar resmi düzeyde, medyada ve meslektaþlarý nezdinde eziyete maruz kalmaktadýr. Bu durum, cinsel þiddet maðdurlarýnýn adalet elde etmesini daha da zorlaþtýrmakta ve cinsel suçlarý sarmalayan sessizliðe katkýda bulunmaktadýr. Eren Keskin,güvenlik güçlerinin tecavüz ve iþkence yaptýðýný söylediði için yargýlanmaktadýr. Keskin açýkça "Barýþ annelerinin… gözleri baðlanmýþ, çýrýlçýplak soyulmuþ ve torunlarý olacak yaþtaki askerler tarafýndan cinsel kötü muameleye uðramýþlardýr. Tacize uðramýþ ve ‘orospu’, ‘kancýk’ gibi kelimelerle aþaðýlanmýþlardýr"demiþtir. Bu açýklama nedeniyle "güvenlik güçlerini tahkir etmekle"(57)suçlanmýþtýr. Ýnsan haklarýyla ilgili yaptýðý çalýþmalarý nedeniyle Eren Keskin aleyhine 86 dava açýlmýþtýr.(58) Bunlardan yedisi,gözaltýnda cinsel saldýrýya uðramýþ kadýnlara hukuki yardým saðlayan bir projenin baþýndaki göreviyle ilgilidir. Eren Keskin ayrýca ölüm tehditleri ve saldýrýlara da maruz kalmýþtýr.

Eren Keskin (ortada) ve arkadaþlarý bir basýn açýklamasýnda, Ýstanbul 2002 © Özel
6 Þubat 1997’de Eren Keskin, 1995 yýlýnda Medya Güneþiadlý gazeteye verdiði demeçte "Kürdistan"kelimesini kullandýðý için "bölücü propaganda"yaptýðý gerekçesiyle, Ýstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafýndan Türkiye’nin tartýþmalý Terörle Mücadele Yasasý’nýn 8. Maddesi uyarýnca mahkum oldu. Bir yýl, bir ay, on günlük hapis cezasýna çarptýrýldý, ama cezasý þartlý tecil edildi. Ancak, Kasým 2002’de Ýstanbul Barosu, insan haklarý savunuculuðuyla ilgili geleneksel rolünden kaygý verici bir biçimde uzaklaþarak, Türkiye Barolar Birliði’nin, aldýðý bu ceza nedeniyle Eren Keskin’i avukatlýk mesleðini icra etmekten bir yýl men etme yönündeki tartýþmalý kararýný uygulamaya karar verdi.
Týbbi kanýt toplamak
Ekim 1986’daki 38. Dünya Týp Kurultayý’nda kabul edilen Dünya Týp Birliði Hekimlerin Baðýmsýzlýðý ve Mesleki Özgürlüðü Bildirgesi’nde þöyle denmektedir:
"…Doktorlar, müdahale olmaksýzýn hastalarýna bakabilecekleri mesleki özgürlüðe sahip olmalýdýr. Hastalarýn bakým ve tedavisine iliþkin olarak klinik ve etik kararlar almada doktorlarýn, kendi mesleki yargý ve yetkisine göre hareket etmesi korunup muhafaza edilmelidir."
Ne var ki, Türkiye’de týbbi muayeneler her zaman güvenliðe ve açýða çýkarmaya yardýmcý olacak koþullarda gerçekleþmemektedir. Uluslararasý Af Örgütü’ne bildirilen birçok olayda, kiþiler güvenlik güçlerinin nezaretinde bir muayeneden geçmeyi reddetmektedir. Týbbi personelin güvenlik güçlerinin çýkartýlmasý için ýsrar etmediði durumlarda kiþi, iþkence iddialarýný belgeleyecek týbbi kanýtý gizlilik hakký ihlal edilmeden alamamaktadýr. Yukarýda deðinilen vaka, devlet görevlilerinin elindeyken yaþadýklarýndan dolayý giderim arayýþýnda olan kiþilerin karþýlaþtýklarý zorluklarý göstermektedir. Türkiye’de doktorlar devlet tarafýndan iþe alýnmakta ve iþkence izlerini belgeleyen raporlar yazdýklarýnda baþka bir göreve tayin edilme ya da terfi ettirilmeme riskiyle karþý karþýya kalmaktadýrlar. (Bkz. Örneðin, AI Index: EUR 44/009/2002). Ayrýca baþka bir çok baský yöntemlerine de maruz kalmaktadýrlar.
Türk Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, kiþilerin Adalet Bakanlýðý’na baðlý olan Adli Týp Kurumu’nca muayene edilmeleri gerektiðini ifade etmektedir. Bununla birlikte, Esra Armancý olayýnda olduðu gibi, uygulamada güvenlik güçleri kiþileri, daha genç ya da daha deneyimsiz doktorlarýn belki kolaylýkla sindirilebilecekleri saðlýk ocaklarýna veya kalabalýk hastanelere götürmektedir.
Gözaltýnda cinsel þiddet kurbanlarý için kapsamlý, tarafsýz ve baðýmsýz soruþturma olanaðý büyük oranda sýnýrlanmaktadýr. Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi önündeki Þükran Aydýnv. Türkiyedavasýnda Mahkeme, 25 Eylül 1997’de Þükran Aydýn’ýn görevliler tarafýndan iþkence gördüðüne ve Türkiye’nin Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi’nin 3. ve 13. maddelerini ihlal ettiðine hükmetmiþtir. Bu kararda Mahkeme, devletin iþkence iddialarýyla ilgili tam, kapsamlý ve tarafsýz bir soruþturma yürütmediði sonucuna varmýþ ve tecavüz iddialarýyla ilgili eksiksiz bir soruþturmanýn, baðýmsýz týp uzmanlarýnca yapýlacak psikolojik muayeneyi de içermesi gerektiðini özellikle belirtmiþtir. "Soruþturma konusu suçun doðasý göz önüne alýndýðýnda, týbbi kanýtýn elde edilme biçimi ve týbbi raporlarýn içeriði de yetersizdir."(59)
Cinsel saldýrý iddialarý ile ilgili davalarda psikolojik raporlarýn bulunmasýný talep eden tek uluslararasý kurum Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi deðildir. Ýstanbul Protokolü de, cinsel iþkence iddialarýnýn deðerlendirilmesinde psikolojik muayenenin gerekli olduðunu belirtmektedir. Böyle bir kanýt, týbbi kanýt elde etmenin zor ve bazen imkansýz olduðu durumlarda çok önemlidir.
Aydýn v. Türkiyekararýnýn ardýndan savcý tarafýndan, Asiye Güzel Zeybek, Güneþ Baltaþ, Fatma Deniz Polattaþ, N.C.S. ve Zeynep Avcý(60)için psikolojik rapor istemiþtir. Savcýlýk, Asiye Güzel Zeybek’in psikiyatristi tarafýndan yazýlan raporu delil olarak kabul etmiþse de, 2000 yýlý içinde, tecavüz iddialarýndan dolayý zanlýlar aleyhine yürütülen soruþturmada takipsizlik kararý vermiþtir. Bununla birlikte, Fatma Deniz Polattaþ ve N.C.S. vakasýnda baþsavcý, Türk Tabipler Birliði raporlarýnýn "yoruma dayalý"olduðunu gerekçe göstererek ilgili polisler hakkýnda daha baþtan takipsizlik kararýna varmýþtýr.(61) Savcýlarýn, psikolojik ve psikiyatrik rapor istemedeki gecikmeleri ya da istekleri geri çevirmeleri, en azýndan bir üniversite idaresinin, devlet çalýþaný olan hastane personelinin, savcý veya mahkeme tarafýndan talep edilmedikçe rapor hazýrlanmasýný yasaklamasýyla(62)birleþtiðinde, bir kanýt þekli olarak baðýmsýz psiko-sosyal deðerlendirmenin her zaman mümkün olmadýðý gibi bir anlam ortaya çýkmaktadýr. Bu durum, cinsel saldýrý iddiasýyla açýlan davalarda, avukatlarýn sürekli olarak savcýlardan bu tür bir deðerlendirme talebinde bulunuyor olmasýna raðmen gerçekleþmektedir.
Uluslararasý Af Örgütü, iþkence iddialarýna iliþkin soruþturmalarýn konuyla ilgili eðitimli uzman personel tarafýndan yürütülmesi gerektiðine dair talimatý memnuniyetle karþýlarken, bu genelgenin baðýmsýz uzman personelin rapor hazýrlamaktan dýþlanmasý þeklinde yorumlanmamasý gerektiðini ifade etmektedir. Bütün cinsel saldýrý maðdurlarý ya da temsilcileri, davalý veya müdahil davacý olarak bulunduklarý davalarda, -devlete ait kuruluþlarda çalýþan uzmanlar da dahil- ilgili uzmanlardan týbbi deðerlendirme talep etme hakkýna sahiptir ve mahkemeler bu raporlarý kanýt olarak kabul etmelidir.
Uluslararasý Af Örgütü hükümete, kiþilerin iþkence veya kötü muamele gördüðünü bildirdiði tüm vakalarda, uygun ve zamanýnda adli týp muayene iþlemlerine ve raporlaþtýrmaya giriþilmesini saðlama çaðrýsýnda bulunmaktadýr. Soruþturma baþlatan savcýlar ihlal kurbanlarýný, gerekli deðerlendirmelerin yapýlmasý için uygun uzmanlýk servislerine göndermelidir. Bu, ilgili adli týp kurumlarýnda cinsel saldýrý bildiriminde bulunan kadýnlarýn týbbi ve psikiyatrik deðerlendirmesini yapacak kadýn personelin bulunmadýðý durumlarda özellikle çok önemlidir. Gözaltý sýrasýnda veya sonrasýnda adli týp muayenesinden geçen kadýnlar her zaman bu tür uzman servislere eriþebilmelidir.
Týbbi raporlarýn elde edilmesindeki gecikmeler ya da ilgili mahkeme ya da savcýlarýn bu rapor taleplerini geri çevirmesi, baðýmsýz kaynaklardan gelen týbbi raporlarýn kabul edilmemesi ile davacý veya avukatlarýnýn týbbi raporlarý incelemesine izin verilmemesi, cinsel þiddet suçlularýnýn iþledikleri suçlar nedeniyle cezalandýrýlmamasý olasýlýðýnýn artmasýna ve cinsel þiddet kurbanlarýnýn giderim ve tazminat elde etme hakkýndan mahrum býrakýlmasýna katkýda bulunmaktadýr.
Geciken ve yadsýyan adalet
Cinsel þiddet suçlularý devlet görevlileri olduðunda, hem kovuþturmalarýn azlýðý(63), hem de devlet memurlarýnýn yargýlanmasýna iliþkin yasanýn, cezai suçlamalarla karþý karþýya kalan diðer kiþilere kýyasla devlet memurlarýnýn zamanaþýmý hükümlerinden faydalanmasýný daha muhtemel kýlan anlamý nedeniyle, giderim elde edebilmek özellikle zor olmaktadýr. Mevcut durumda, suçun iþlendiði tarihin üzerinden belli bir süre geçtiðinde, kiþilere bu suçlarla ilgili ceza verilememektedir. Her ne kadar, iþkence gibi suçlarda zamanaþýmýnýn iþletilemeyeceði yönündeki yeni yasa tasarýsý Uluslararasý Af Örgütü tarafýndan memnuniyetle karþýlanacaksa da, hukuk yorumcularý zamanaþýmý ile ilgili önemli sorunlara iþaret etmektedir.(64)Polis memurlarýnýn davalý olduðu önemli bazý iþkence davalarýnda polisler duruþmalara katýlmamýþ, avukatlarý görevlerinden istifa etmiþ ya da gerekli kanýtlarý zamanýnda saðlamamýþlardýr.
Uzun süreli gecikmeler sadece adaletin gecikmesine deðil, ayný zamanda suçlularýn hiç bir þekilde adalet önüne çýkarýlmamasýna da neden olmaktadýr.
Nitekim, 22 yaþýndayken Aðustos 1995’te Ýstanbul Emniyet Müdürlüðü’nde iþkence gördüðü bildirilen Gülderen Barandavasýnda olan da buydu. Kendi anlatýmýna göre, Gülderen Baran dövüldü, çýplak vücuduna basýnçlý soðuk su sýkýldý, gözleri baðlý tutularak uyumasýna izin verilmedi, cinsel tacize uðradý ve defalarca kollarýndan askýya alýndý. Defalarca kollarýndan asýlmasý, her iki kolunda hareket kaybýna yol açtý. Týbbi raporlar, iki kolunun altýnda da çizgi halinde izler bulunduðunu, parmaklarýnýn hareket kabiliyetinin asgaride olduðunu ve sadece kýsmen sol bileðini bükebildiðini belirtmekteydi. Yoðun psikoterapi önerildi, ancak cezaevi yetkilileri Gülderen Baran’ý cezaevinden randevularýnýn büyük bir çoðunluðuna götürmedi. Gülderen Baran ömür boyu hapis cezasýna çarptýrýldý. Kendisine yapýlan iþkenceyle ilgili görülen beþ polis aleyhine dava açýldý. Duruþmalarýnýn akýþý sýrasýnda bir baþ komiser ve bir polis memurunun güç kullandýklarý ve dövdüklerine dair itiraflarýna raðmen, 12 Mart 2002’de dava düþürüldü. Uluslararasý Af Örgütü’ne bildirildiðine göre duruþmalarýn birçoðu, polis memurlarýnýn avukatlarýnýn, baþka sebeplerin yaný sýra içlerinde sanýklarýn duruþmada hazýr bulunmamalarý ve teþhis amacýyla kendi fotoðraflarýný mahkemeye sunmamalarýný da gerekçe gösteren talepleri üzerine mahkeme tarafýndan ertelendi. Yargýlanmasý sürerken görevden el çektirilmeyen ve sonradan baþ amirliðe terfi ettirilen sanýk polislerden biri, iþkenceyle suçlandýðý iki davada zamanaþýmýndan faydalandý.(65)

Aðustos 1995’de Ýstanbul Emniyet Müdürlüðü’nde iþkence gördüðü bildirilen Gülderen Baran © Özel
Uluslararasý Af Örgütü, ceza yargýlamalarý usulünde, soruþturmalar ve yargýlamalar dahil, cinsel saldýrý zanlýlarý hakkýndaki ceza yargýlamalarýnýn, zamanaþýmýna yol açacak yersiz gecikmelere ve gereksiz uzatmalara uðratýlmamasýný saðlayacak biçimde reformlar yapýlmasý çaðrýsýnda bulunmaktadýr. Özellikle maðdurlarýn cinsel iþkence gördüðü davalarda yargý sürecinin uzamasý, maðdurlarýn yaþadýklarý eziyet, tecrit ve dýþlanmayý arttýrabilir.
Bölüm 7 : Sonuç
Son 12 ay içinde Türkiye, kadýnlara yönelik ihlalleri önlemeye yönelik adýmlar atmýþtýr. Adli týp görevlileri dýþýnda "bekaret kontrolü"uygulamasýný suç sayan 26 Temmuz 2002 tarihli yasa taslaðý, kurbanla daha sonra evlenen tecavüzcülerin cezalarýnýn ertelenmesine iliþkin maddenin yürürlükten kaldýrýlmasýný da içeren Türk Ceza Yasasý deðiþiklik önerileri ve Kadýn Haklarý Sözleþmesi Ýhtiyari Protokolü’nün Ekim 2002’de onaylanmasý umut verici geliþmelerdir. Bununla birlikte, Türk devletinin geçmiþte onayladýðý sözleþmelere karþý aldýrmaz tutumu, insan haklarý ihlalleri nedeniyle devlet görevlilerinin kovuþturulmasýna yönelik kendi ceza yasalarýný uygulamadaki aþikar yetersizliði ve kadýnlara karþý özel kiþilerden gelen ihlallerde, devlet personelinin gereken özenle çalýþmasýný saðlayamamasý göz önüne alýndýðýnda, Uluslararasý Af Örgütü bu geliþmeleri ihtiyatla izlemektedir.
Uluslararasý Af Örgütü keza, Türk hükümetinin iþkence ve cezasýzlýkla mücadele amacýyla yaptýðý giriþimlere de dikkat çekmektedir. Yine de, Türkiye’nin uluslararasý hukuka karþý yükümlülüklerini ihlal eden iþkence ýsrarý dikkate alýndýðýnda, acilen kapsamlý reformlarýn yapýlmasý ve bunlarýn hayata geçirilmesi gerekmektedir. Uluslararasý Af Örgütü, iþkencenin ve cezasýzlýðýn sona ermesi yönündeki tavsiyelerini tekrar etmekte ve Türk yetkililerine, bu tavsiyeleri uluslararasý insan haklarý hukuku ve standartlarý ile Avrupa Ýþkenceyi Önleme Komitesi, Ýþkenceye Karþý BM Komitesi ve BM Ýþkence Özel Raportörü gibi uluslararasý insan haklarý kurumlarýnýn tavsiyeleriyle uygun bir biçimde hayata geçirmeleri çaðrýsýnda bulunmaktadýr. Sadece kamuoyunda tanýnmýþ olanlar deðil, tüm iþkence vakalarý kapsamlý ve tarafsýz olarak soruþturulmalý ve iþkenceciler hakkýnda kovuþturma baþlatýlmalýdýr.
Bölüm 8 : Uluslararasý Af Örgütü’nün tavsiyeleri
Kadýnlara yönelik cinsel þiddeti kýnayýnýz:Türk hükümeti kadýnlara yönelik cinsel þiddete tamamen karþý olduðunu göstermeli ve nerede meydana gelirse gelsin, cinsel þiddeti kýnamalýdýr. Gözaltýnda kadýnlara yönelik tecavüz ve cinsel tacizin iþkence veya diðer insanlýk dýþý ve onur kýrýcý muamele sayýlacaðýný ve önlenmesi gerektiðini alenen kabul etmelidir. Cinsel taciz, tehditleri, okþamayý, zorla "bekaret testi"ni ve aþaðýlamak ya da onur kýrmak amacýyla kasýtlý olarak üst aramayý veya açýk bir cinsel dil kullanmayý içerir. Yetkililer, polis, asker ve diðer güvenlik güçlerinin tüm mensuplarýna, kadýnlara yönelik þiddetin hiçbir biçiminin hoþ görülmeyeceðini açýk olarak belirtmelidir. Gözaltýndakiler ve cezaevlerindekilerin gözaltý,, sorgulama ve týbbi bakýmýyla ilgilenen tüm memurlar, tecavüz ve cinsel tacizin iþkence veya diðer insanlýk dýþý ya da onur kýrýcý muamele eylemleri olduðu hususunda bilgilendirilmelidir.
Cinsel þiddet iddialarýný araþtýrýnýz:Bütün cinsel þiddet iddialarýnýn derhal, baðýmsýz, kapsamlý ve tarafsýz olarak soruþturulmasýný ve suçlularýn adalet önüne çýkarýlmasýný saðlayýnýz.
Sorgulama sýrasýnda zanlýlarýn soyulmasýna sona veriniz:Bu uygulama, insanlýk dýþý veya onur kýrýcý muamele oluþturmaktadýr ve bunu yapan kiþiler derhal kovuþturulmalýdýr.
Gözaltýndaki kadýnlarýn erkek memurlar tarafýndan soyularak aranmasýna son veriniz:Erkek memurlar asla gözaltýndaki kadýnlarý soyundurup aramamalý ve baþka biri bunu yaparken, onlarý görecek þekilde etrafta bulunmamalýdýr.
Gözbaðý uygulamasýna son veriniz:Polisin sorumlu tutulabilmesi ve iþkencenin sona erdirilmesinin saðlanmasý yolundaki adýmlar, poliste gözaltýndayken gözbaðý uygulamasýna son verilmesini de kapsamalýdýr. Gözbaðý uygulamasý baþlý baþýna bir kötü muamele türüdür ve ihlallerden sorumlu olan görevlilerin güvenilir biçimde teþhis edilmesini daha da zorlaþtýrmaktadýr.
Tecavüz ve cinsel tacizi uluslararasý standartlara uygun biçimde tanýmlayýnýz.
Cinsel suçlar baðlamýnda reformlar öngören yasalar getiriniz:Cinsel suçlarý, bireylere karþý iþlenmiþ suçlar kategorisine dahil ediniz.
Zorla "bekaret kontrolü"uygulamasýný durdurunuz:Polis veya jandarmanýn bekaret kontrolü yapýlmasý yönünde talimat verdiði her olayýn kapsamlý bir þekilde soruþturulmasýný ve yeterli kanýt bulunduðu takdirde, sorumlularýn ceza veya disiplin kovuþturmasýna tabi tutulmasýný saðlayýnýz.
Týbbi raporlar:Gözaltýndaki kiþiler, derhal baðýmsýz, tarafsýz ve yetkin týp uzmanlarýna ulaþabilmelidir. Baðýmsýz týbbi ya da psikiyatrik raporlar, soruþturma için makul kanýt sayýlmalýdýr. Ýþkence ve kötü muamelenin deðiþik türlerinin týbbi olarak araþtýrýlabilmesine uygun donaným saðlanmalýdýr. Týbbi muayene, güvenlik görevlileri veya diðer hükümet görevlilerinin önünde deðil, týp uzmanýnýn kontrolü altýnda özel bir ortamda yapýlmalýdýr. Tecavüz veya diðer cinsel taciz vakalarýnda, maðdur tarafýndan aksi talep edilmedikçe muayeneyi yapan týbbi personel maðdurla ayný cinsiyetten olmalýdýr.
Gözaltý kayýtlarýný, gözaltýndakilerin aileleri ve avukatlarýnýn incelemesine açýnýz:Akrabalar ve avukatlar, gözaltýndaki bir kiþinin nerede ve hangi makamlarca tutulduðunu derhal öðrenebilme olanaðýna sahip olmalýdýr. Tüm gözaltý iþlemlerinin titiz bir biçimde kaydedilmesi, gözaltý sýrasýnda meydana gelen herhangi bir ihlalin sorumlusunu tespit açýsýndan önemlidir. Adalet ve Ýçiþleri Bakanlýklarý tarafýndan ortaklaþa yayýnlanan 1 Ekim 1998 tarihli Yakalama, Gözaltýna Alma ve Ýfade Alma Yönetmeliði’nde yer alan standart kayýt formu, sayfalarý numaralandýrýlmýþ baðlý bir defteri kebir biçiminde hazýrlanmalýdýr.
Tecrit gözaltýný ortadan kaldýrýnýz:Tecrit gözaltý ortadan kaldýrýlmalý ve uygulamada tüm gözaltýna alýnanlarýn derhal bir avukata ulaþabilmesini saðlayacak açýk yönergeler çýkarýlmalýdýr.
Tanýklarýn korunmasýný saðlayýnýz:Maðdur olduðunu iddia edenler, tanýklar, aileleri ve soruþturmayý yürütenler, soruþturma esnasýnda ortaya çýkabilecek þiddet, þiddet tehditleri veya her hangi diðer sindirme biçimine karþý korunmalýdýr. Ýnsan haklarý ihlallerine adlarý karýþmýþ kiþiler, þikayetçiler, tanýklar, aileleri ve soruþturmayý yürütenler üzerinde doðrudan ya da dolaylý kontrol ve yetki içeren her türlü görevden uzaklaþtýrýlmalýdýr.
Kovuþturma:Ýnsan haklarý ihlallerinden sorumlu olanlar, bu konudaki emri verenler dahil adalet önüne çýkarýlmalýdýr. BM Ýþkence Özel Raportörü’nün Türkiye’yi ziyaretinin ardýndan önerdiði üzere; "savcýlar ve hakimler, iþkence ve kötü muameleyle itham edilen kamu görevlileri hakkýndaki yargýlama ve temyizleri hýzlandýrmalýdýr. Verilecek cezalar, suçun aðýrlýðýyla orantýlý olmalýdýr."
Ýþkenceyle suçlanan memurlarýn aktif görevden uzaklaþtýrýlmasý:Ýþkencenedeniyle kovuþturulmakta veya yargýlanmakta polis memurlarý veya jandarmalar aktif görevden alýnmalý ve suçlu bulunmalarý halinde görevden atýlmalýdýr.
Tazminat ve rehabilitasyon:Ýþkence kurbanlarý, adil ve uygun giderim ve tazminat elde edebilmelidir (BM Ýþkenceye Karþý Sözleþme, madde 14.). Bu, uygun týbbi ve psikolojik bakýmý, maddi tazminatý ve rehabilitasyonu da içermelidir.
Eðitim:Gözaltýndakiler ve cezaevindekilerin gözaltý, sorgulama ve týbbi bakýmýyla ilgili süreçlere dahil olan görevlilere, eðitimleri sýrasýnda, cinsel saldýrýlar da dahil iþkence ve kötü muamelenin suç fiilleri olduðu açýkça kavratýlmalýdýr. Görevlilere, bu tür kanun dýþý davranýþa karýþmalarý yönündeki her türlü emri reddetmenin haklarý ve görevleri olduðu öðretilmelidir.
Pozitif yükümlülükleri gerçekleþtiriniz:Kadýn Haklarý Sözleþmesi’ne uygun olarak, siyasete katýlým, eðitim, saðlýk bakýmý, aile hukuku alanlarýnda kadýn erkek eþitliðini ve hukuk önünde eþitliði saðlayacak sosyal politika reformlarý hayata geçirilmelidir.********
(1) UN Doc E/CN.4/1997/47, parag. 18, 16 Ocak 1997, Özel Raportör’ün, Kadýnlara yönelik þiddet, nedenleri ve sonuçlarýna dair raporu.
(2) AI Index: EUR 44/040/2002
(3) Ör; Gölge, Z., Gökdoðan, M., Cantürk, G., Safran, N., Çöloðlu, S., Yavuz, M. Domestic violence; the relationship between spouses.(Aile içi þiddet: eþler arasýndaki iliþki), Adli Týp Kongresi, 10-13 Mayýs, Ýstanbul, 2001; veya Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý Kadýnýn Statüsü ve Sorunlarý Genel Müdürlüðü, Türkiye’de Kadýn 2001, 1994: Kadýnlarýn % 84’ü sözlü, % 79’u ise fiziksel þiddete maruz kalmaktadýr.
(4) % 35.6’sý bazen ve % 16.3’ü sýk sýk (Ýlkkaracan, P., Exploring the context of women’s sexuality in eastern Turkey. (Doðu Anadolu’da kadýnlarýn cinselliklerinin baðlamýný inceleme), s. 229-244. Ýlkkaracan, P. (Haz.) Women and sexuality in Muslim societies (Müslüman Toplumlarda Kadýn ve Cinsellik) kitabýndan. WWWHR yayýnlarý: Ýstanbul, 2000).
(5) 1998 yýlýnda, 21-24 yaþ arasýndaki erkeklerin % 14.7’si eðitime devam ederken, ayný yaþ grubundaki kadýnlarýn ancak % 8.9’u hala eðitime devam etmekteydi; 16-20 yaþýndaki erkeklerin % 31.6’sýna oranla kadýnlarýn % 19.6’sý eðitime devam ediyordu; 6-15 yaþ grubunda ise erkeklerin % 74’üne karþýlýk kýzlarýn % 62.6’sý eðitim görüyordu. (Türkiye Nüfus ve Saðlýk Araþtýrmasý, HUNEE, 1998)
(6) Üstündað, N. (2001), A review of the 1-3 grade school books in Turkey according to human rights and gender equality criteria (Türkiye’deki 1.-3. sýnýf okul kitaplarýnýn insan haklarý ve toplumsal cinsiyet eþitliði kriterlerine göre incelenmesi), WWHR: Ýstanbul.
(7) Ailelerin % 58.1’i, kadýnlarýn evleneceði eþi seçmiþler, bununla birlikte bu vakalarýn % 81.9’unda kadýnlar bunu onaylamýþlardýr. Vakalarýn % 5.8’inde kadýnýn eþini aile dýþýndan biri seçmiþtir. (Toplumsal Cinsiyet Ýstatistikleri, Devlet Ýstatistik Enstitüsü, 1998)
(8) Ekonomik ve Sosyal Konsey Kararý 1990/15, Kadýnlarýn 2000 yýlýna kadar ilerlemesine dair Nairobi Ýleriye Yönelik Stratejileri’nin hayata geçirilmesine iliþkin ilk inceleme ve deðerlendirmelerden ortaya çýkan tavsiyeler ve sonuçlar, parag. 23.
(9) "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Türk Medeni Yasasý’nýn hükümleriyle bütünüyle uyumlu olmayan Sözleþme’nin madde 29, 1. fýkrasýnýn yaný sýra… aile iliþkileriyle ilgili maddelerine çekinceleri. Sözleþmenin 29. Madde 2. fýkrasýný yerine getirmeye çalýþýrken Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu maddenin 1. fýkrasýnýn kendisi için baðlayýcý olmadýðýný beyan eder. (Madde 29, 1. fýkra: "Ýki veya daha fazla Taraf Devlet arasýnda iþbu Sözleþmenin yorum veya uygulanmasýndan doðan ve müzakere ile çözümlenemeyen herhangi bir uyuþmazlýk, birinin talebi ile hakem kuruluna götürülecektir. Taraflar tahkimname talebinden itibaren 6 ay içinde hakem kurulunun teþekkül tarzýnda anlaþmazlarsa, taraflardan herhangi biri uyuþmazlýðý Uluslararasý Adalet Divanýna, Divan Statüsü uyarýnca götürebilir." )
(10) 1992’de kabul edilen 19 Sayýlý Genel Tavsiye tamamen kadýnlara yönelik þiddetle ilgilidir ve açýkça, cinsiyete dayalý þiddetin, kadýnlarýn erkeklerle eþitlik temelinde hak ve özgürlüklerini kullanabilmelerini ciddi olarak engelleyen bir ayrýmcýlýk biçimi olduðunu belirtir.
r(11) UN Doc A/CONF. 177/20, parag. 112.
(12) Bkz. Uluslararasý Af Örgütü, Respect, protect, fulfil - Women's human rights: State responsibility for abuses by 'non-state actors' (Saygý göster, koru, yerine getir – Kadýnlarýn insan haklarý: ‘devlet dýþý aktörlerin’ yaptýðý ihlallerde devlet sorumluluðu), AI Index: IOR 50/01/00 ve Broken bodies, shattered minds - Torture and ill-treatment of women (Kýrýlmýþ bedenler, parçalanmýþ ruhlar – Kadýnlara yönelik iþkence ve kötü muamele), AI Index: ACT 40/001/2001.
(13) Bkz. Uluslararasý Af Örgütü raporu, Claiming women’s rights: the Optional Protocol to the UN Women’s Convention (Kadýn haklarýný talep etmek: BM Kadýn Haklarý Sözleþmesi Ýhtiyari Protokolü), (AI Index: IOR 51/001/2001)
(14) Gölge, Z., Yavuz, M., & Günay, Y. (1999). Professional attitudes and beliefs concerning rape (Ýlgili mesleklerden kiþilerin tecavüz ile ilgili tutum ve inanýþlarý), 36 (3), 146-153. Nöropsikiyatri Arþivleri (Türkiye). Araþtýrmaya dahil olan diðer gruplar hakimler, avukatlar, stajyer avukatlar, psikologlar, psikiyatristler ve adli týp uzmanlarýydý.
(15) Danýþtay 5. Dairesi’nin 22 Eylül 1991 gün ve 1991/933 sayýlý kararý.
(16) UN Doc E/CN.4/1996/53, parag. 32
(17) Ýþkencede Bir Tecavüz Öyküsü; Ceylan Yayýnlarý, Ýstanbul 1999
(18) Cindoðlu, D., Virginity tests and artificial virginity in modern Turkish medicine (Modern Türk týbbýnda bekaret kontrolleri ve yapay bekaret), s. 215-228, Ýlkkaracan, P. (Haz.) Women and sexuality in Muslim societies (Müslüman toplumlarda kadýn ve cinsellik) kitabý içinde WWHR Yayýnlarý: Istanbul, 2000.
(19) E/CN.4/Sub.2/1998/13 parag. 24, Silahlý çatýþmalarda sistematik tecavüz, cinsel kölelik ve kölelik benzeri uygulamalara dair Özel Raportör Ms Gay J McDougall’ýn nihai raporu.
(20) 1996 Akayesu kararý, Dosya No. ICTR-96-4-T
(21) ibid.
(22) Temyiz Dairesi’nin 12 Haziran 2002, IT-96-23/1-A sayýlý Savcýlýk ve Kunarac, Kovac & Vukovic kararýndaki gibi, son dönem kararlar da "bazý fiiller, uygulanan kiþi üzerinde kendiliðinden bir ýstýrap oluþturur. Açýktýr ki tecavüz böyle bir fiildir." ve "Cinsel þiddet muhakkak ki hem fiziksel hem de zihinsel acý ve ýstýrap verir ve böylece iþkence fiili olarak tanýmlanmayý haklý kýlar" demektedir, parag. 150
(23) Ýlkkaracan, P. (2000). Op cit.
(24) Bu olayda gerçekten böyle bir fotoðrafýn çekilip çekilmediði açýk deðildir. Bununla birlikte, böyle bir fotoðrafýn ortalýkta dolaþtýðýný ima eden bir tehdit, zalimane ya da onur kýrýcý bir muamele biçimidir ve "namus" veya "þeref"inin zarar göreceðine inanan kadýnlarý susturmada etkili olabilir. Yine bu, maðdurun, fotoðrafýn basýlabileceði gibi daha kötü sonuçlardan kaygý duyabilecek olmasýndan dolayý, potansiyel olarak suçlularý kovuþturmadan korumanýn bir baþka yoludur. Göz baðlama, korkunun yaný sýra, maðdurun yaþadýðý tecrit ve aþaðýlanma ile suçlularý teþhis etme olasýlýðýný ortadan kaldýrmasýndan dolayý da, maðdurlarýn, gözaltýnda yaþadýklarýnýn doðasýný tam olarak tespit edememelerine neden olmaktadýr.
(25) Gerçek adý deðildir.
(26) Aleviler, heteredoks bir Müslüman azýnlýk olarak ifade edilmekte ve Türkiye nüfusunun yaklaþýk %25’ini oluþturduklarý düþünülmektedir.
(27) Aydýn v. Türkiye, Komisyon Raporu, Baþvuru No. 23178/94, parag. 189; ayrýca bkz. tecavüzün iþkence olduðuna hükmedilen Mahkeme kararý, Aydýn v. Türkiye, Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi’nin 25 Eylül 1997 tarihli kararý, parag. 8b.
(28) Genel toplum içindeki cinsel saldýrý deneyimlerinin yýllar sonra anlatýldýðý, yaygýn biçimde raporlanmaktadýr. Fakat, gözaltýnda cinsel saldýrýnýn bildirilmesindeki ortalama zamaný açýklayan hiçbir çalýþma bulunmamaktadýr. Ancak, Uluslararasý Af Örgütü’ne bildirilen birçok vakadaki beyanlar, bazý kadýnlarýn cinsel saldýrýyý, bunu yapmakta hiçbir yarar elde etmeden, 10 yýla varabilen bir süre sonra açýkladýðýný ortaya çýkarmaktadýr. Bir çalýþmaya göre, saldýrýyý ifþa etmenin ortalama süresi 2.3 yýldýr; gözaltýnda saldýrýyý ifþa etme zamanýyla ilgili hiçbir veri bulunmamaktadýr; ancak, açýklama yapmayý istememeye katký saðlayan çeþitli unsurlar göz önüne alýndýðýnda, bu sürenin gözaltýndaki grup için daha yüksek olacaðý varsayýlabilir. ABD’de yapýlan bir araþtýrma kadýnlarýn sadece % 16’sýnýn tecavüz olaylarýný polise bildirdiðini; bildirmeyen kadýnlarýn yaklaþýk % 50’sinin, isimleri ve özel ayrýntýlarýn açýklanmayacaðý garanti edildiðinde bunu yapacaklarýný ortaya çýkarmýþtýr (National Victim Center /Crime Victims Research and Treatment Center - Ulusal Maðdur Merkezi/Suç Maðdurlarý Araþtýrma ve Tedavi Merkezi, 1992). Avrupa Konseyi, tecavüz olaylarýnýn 9/10’unun polise bildirilmediðini belirtmektedir. (Vermot-Mangold, Violence against women in Europe - Avrupa’da kadýnlara yönelik þiddet, 2000). Belki de, güvenlik gücü mensuplarýnca iþlenen tecavüz vakalarýnýn ayný güvenlik gücü organlarýna bildirilmesinin, bu rakamý daha da azaltabileceði zannedilmektedir.
(29) CPT 9. Genel Raporu/Inf (99) 12, parag. 26.
(30) Türkiye Raporu CPT/Inf (2002) 8.
(31) Gerçek ismi deðildir.
(32) Bkz. bu raporun "Bekaret kontrolü" bölümü.
(33) Ýþkence Özel Raportörü’nün BM Ýnsan Haklarý Komisyonu’na sunduðu rapor (12 Ocak 1995). UN Doc. E/CN.4/1995/34, parag. 24.
(34) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasý, Madde 10 (1982). http://www.ibb.gov.tr/ibbeng/244/24400/01/1982constitution.htm
(35) Radyo "D", 18 Mart 2002, ve 20 Mart 2002; F. Altaylý 2 Mayýs 2002 tarihli Hürriyet gazetesindeki sütununda özür dilemeyi reddetti.
(36) Türkçe, erkekçe olmayan anlamýndaki ‘namert’ kelimesi
(37) Abdullah Yaðan, minibüsteki yolculara Kürtçe müzik dinlettiði için 19 Temmuz 2002’de Diyarbakýr Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafýndan Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi uyarýnca 45 ay hapis cezasýna çarptýrýldý.
(38) Temmuz 2002’de Cumhuriyet Savcýsý, 10 Temmuz 1997-19 Mart 2002 tarihleri arasýnda doðmuþ çocuklarýn isimlerini deðiþtirmeleri için 19 aile aleyhine Siirt’te bir dava açtý. Mayýs 2002’de bir kitap satýcýsý olan Gürsel Karabil, oðlu Roger’i (Kürtçe geçen gün anlamýnda) kaydettirmek için nüfus dairesine gitti. Talebi geri çevrilerek izin verilmedi ve 4 Temmuz 2002’de Terörle Mücadele Þubesi’nden bir polis tarafýndan gözaltýna alýnarak, PKK/KADEK’in siyasi kanadýný desteklediði iddiasýyla 6 saat sorgulandý. Reformlardan sonraki haftalarda birçok kiþinin çocuðuna Kürtçe isim koyma talebi geri çevrildi ve izin verilmedi.
(39) Devlet Güvenlik Mahkemesi, 5 Eylül 2002’de öðretmenlerin yasadýþý bir örgüte yardým ve yataklýk suçlamasýndan beraatine karar verdiyse de, Milli Eðitim Bakanlýðý tarafýndan yürütülen idari soruþturma, öðretmenlerin onunun, "evlerinde Kürtçe kitaplar bulunduðu"gerekçesiyle baþka bölgelere tayiniyle sonuçlandý. Ýþkence gördüklerinin bidirilmesine ilaveten gözaltýna alýnýþlarýndan beri iþten de el çektirildiler.
(40) 599 kadýnla yapýlan bir çalýþmaya göre, bu kadýnlarýn % 19.1’i ya çok az Türkçe konuþmakta ya da hiç konuþamamaktadýr ve % 53’ünün anadili Kürtçedir. (Ýlkkaracan & WWHR, 2000).
(41) Bkz. Örneðin, AI Index: EUR 44/024/1999 ve AI Yýllýk Rapor 2000 ya da Human Rights Watch’ýn (Ýnsan Haklarý Ýzleme Örgütü) "Displaced and disregarded: Turkey’s failing village return program" ("Göçettirme ve Ýlgisizlik: Türkiye’nin Baþarýsýz Köye Dönüþ Programý") baþlýklý raporu, Ekim 2002, www.hrw.org/reports/2002/turkey
(42) BM Genel Sekreteri’nin kadýnlar, barýþ ve güvenlik hakkýndaki raporuna göre, "kadýnlar hiçbir toplumda erkeklerle eþit statüden faydalanmamaktadýrlar. Çatýþma dönemi öncesi kadýn ve kýz çocuklarýna yönelik þiddet ve ayrýmcýlýk kültürlerinin olduðu yerlerde, bunlar çatýþmalar sýrasýnda daha da þiddetlenmektedir. Eðer kadýnlar bir toplumun karar verme yapýlarýnda yer almýyorsa, çatýþma ya da ardýndan gelen barýþ sürecine iliþkin kararlarda yer almalarý da düþük bir ihtimaldir."(Belge S/2002/1154) Ayrýca bkz. örneðin, Reproductive health during conflict and displacement (Çatýþmalar ve yerinden etmeler sýrasýnda üretkenlik saðlýðý), Dünya Saðlýk Örgütü (2000), WHO/RHR/00.13
(43) Kürtçe konuþup yazmaktan dolayý "yasadýþý bir örgüte yardým ve yataklýk"la suçlanan müvekkillerini savunan bir avukatýn belirttiði gibi: "Eðer bir örgütün politikasý herkesin hergün diþlerini fýrçalamasý ve çay içmesi ise, ki ben bunlarý yapýyorum, o zaman ben de o örgüte yardým ve yataklýkla suçlanabilir miyim?"(Uluslararasý Af Örgütü’yle yapýlan görüþme, Eylül 2002)
(44) Partiya Jinên Azad (Özgür Kadýnlar Partisi), bildirildiðine göre (artýk KADEK olarak bilinen) PKK’nýn kadýn koludur.
(45) The Independent gazetesi, Londra, 7 Mayýs 1999
(46) Genelge ayrýca, kadýnýn rýzasý olmaksýzýn ancak bir hakimin vajinal veya anal muayene isteyebileceðini ve bunu yalnýzca kanýt elde etmenin baþka yolu yoksa ve gecikmenin, suçla ilgili kanýt toplamayý belki engellemesi sözkonusuysa yapabileceðini, adli kararýn yanýnda Cumhuriyet Savcýsý’nýn yazýlý onayýnýn da bulunmasý gerektiðini belirtmektedir.
(47) Þiddet içinde yaþayan kadýnlar: NTV, 28 Eylül 2002
(48) Cinsel iþkenceyi bildirenlere yönelik uygun muayenelerin ana hatlarý Ýstanbul Protokolü’nde özetlenmiþtir. s. 39-42.
(49) Supra. Frank et al, s. 489
(50) Köy korucularý, güney doðunun uzak bölgelerinde milis olarak görev yapmak üzere hükümet tarafýndan silahlandýrýlýp maaþ verilen köylülerdir. Birçok insan haklarý ihlalinde adlarý geçmektedir. Köy koruculuðu sistemi PKK’nýn eylemlerinin artmasýyla 1980li yýllarýn sonlarýnda güçlendirildi ve köy korucularý, polis ve jandarma gibi diðer devlet güvenlik güçlerinin faydalandýðý cezasýzlýk düzeyine benzer bir durumdan faydalandý. Bir çok köy korucusu tecavüz ve zorbalýkla suçlandý. Þu an siviller, köy korucularýnýn bölgede kullandýklarý sözde yetkiler karþýsýnda hala savunmasýz durumdadýr. Bkz. Human Rights Watch (Ýnsan Haklarý Ýzleme Örgütü) raporu "Displaced and disregarded: Turkey’s failing village return program" ("Yerinden edilmiþ ve ihmal edilmiþ: Türkiye’nin baþarýsýz köye dönüþ programý"), Ekim 2002, www.hrw.org/reports/2002/turkey
(51) 30 Temmuz 2002 tarihinde Tunceli ve Hakkari’de olaðanüstü hal kaldýrýldý. Diyarbakýr ve Þýrnak’ta ise olaðanüstü hal 30 Kasým 2002’de sona erdi.
(52) Bkz. AI Index: EUR 44/10/2002
(53) Benninger-Budel & Bourke-Martignoni, "Violence Against Women." ("Kadýnlara Yönelik Þiddet") 10 Reports for the protection and promotion of the human rights of women/Year 2001(2001 yýlý/Kadýnlarýn insan haklarýnýn korunmasý ve geliþtirilmesi için 10 rapor), World Organization against torture (OMCT)(Ýþkenceye Karþý Dünya Örgütü): Cenevre, 2002.
(54) Kadýnlara yönelik þiddet, nedenleri ve sonuçlarýna dair BM Özel Rapörtörü’nün BM Ýnsan Haklarý Komisyonu’na raporu, E/CN.4/1997/47
(55) Ýngilizce shelter kelimesinin Türkçe’deki karþýlýðý sýðýnaktýr, ancak devlet idaresindeki evlere, sýðýnak kavramýna iliþkin sorumsuzluðu ve bu konudaki bilgisizliði gösterir bir þekilde konukevi denmektedir.
(56) AI Index: EUR 44/013/2001
(57) Türk Ceza Kanunu, madde 159
(58) Kasým 2002 itibariyle 52 dava sürmekteydi; 31 dava beraatle sonuçlandý, biri yargýlama sürerken durduruldu ve ikisi de ertelendi.
(59) Aydýn v. Türkiye, 25 Eylül 1997 tarihli karar (Baþvuru No 23178/94, s. 27).
(60) Hepsi de gözaltýnda cinsel saldýrý davalarýnda davacýydý. Bkz. AI Index: EUR 44/073/2001; EUR 44/004/2000; EUR 44/006/2001.
(61) Bkz. AI Index: EUR 44/006/2001.
(62) 2002 yýlýnda, cinsel saldýrýnýn psikolojik etkilerinin deðerlendirilmesi alanýnda uzmanlaþan Ýstanbul Üniversitesi Çapa Psiko-Sosyal Travma Merkezi’nin, Baþsavcý ya da ilgili mahkeme tarafýndan açýkça talep edilmediði takdirde kiþiler için psikolojik veya psikiyatrik rapor hazýrlamasý, üniversite rektörü tarafýndan yasaklanmýþtýr. 2000 yýlýnda rapor yazan týp personeli hakkýnda açýlan bir soruþturma, takipsizlik kararýyla sonuçlanmýþtýr.
(63) TBMM tarafýndan 2 Aralýk 1999’da kabul edilen 4483 Sayýlý Memurlar ve Diðer Kamu Görevlilerinin Yargýlanmasý Hakkýnda Kanun, 4 Aralýk’ta yürürlüðe girdi. Bu yasanýn amacý, kamu çalýþanlarýnýn sorumlu tutulmasýný kolaylaþtýrmayý amaçlamaktaydý. Ne var ki, bu yasaya göre de, suç iþleyen bir kamu görevlisi hakkýnda amirinin izin vermedikçe soruþturma açmak hala mümkün deðildi. (Bkz. AI Index: EUR 44/038/2000) Ocak 2003’te yürürlüðe giren yasa deðiþikliðiyle, izin gerekliliði yürürlükten kaldýrýldý.
(64) Türkiye’de yýlda yaklaþýk 200,000 dava zamanaþýmý nedeniyle düþmektedir. (Adem Sözüer, Ýstanbul Üniversitesi Ceza Hukuku Profesörü, 13 Temmuz 2001’de NTV-CNBC’de yayýnlanan "Üç temel ihtiyaç:Adalet"baþlýklý programdan)
(65) Bildirildiðine göre, ayný polis memuru bir üçüncü davada iþkence nedeniyle hüküm giydi, ancak "iyi hal"nedeniyle cezasý ertelendi. 15 Haziran 2002 tarihli Radikal gazetesi, "Ýþkence için zaman çok"
Page